Kayınvalidem Meliha Hanım’ın altını temizlerken, bir gün kocamın beni kapının önüne koyacağını hiç düşünmemiştim
Hikayenin Devamı:
Kanım dondu.
12 yıldır ezilen, yok sayılan, aldatılan o kadın o saniye öldü.
Zarfı çantama koydum, başımı kaldırdım ve Hakan'ın arabasına doğru ağır adımlarla yürümeye başladım.
Telefonum titredi.
Hakan'dan bir mesaj gelmişti:
"Alev yarın eve kendi eşyalarını getirecek, lütfen sorun çıkarma."
Gülümsedim.
Arabaya yaklaştım ve camdan içeri eğildim.
Hakan henüz hayatının şokunu yaşamak üzere olduğundan habersizdi...
Gülümsedim. Arabaya yaklaştım ve camdan içeri eğildim. Hakan henüz hayatının şokunu yaşamak üzere olduğundan habersizdi...
—Hakan, dedim sesimi olabildiğince düz, olabildiğince soğuk tutarak. —Arabadan in.
Hakan gözlerini devirdi, dudaklarında alaycı bir kıvrım oluştu.
—Ne saçmalıyorsun Zeynep? Acıdan ne dediğini bilmiyorsun galiba. Binmeyeceksen taksi çağır dedim sana. Alev beni bekliyor.
—Benim arabama, diye fısıldadım, her bir kelimenin üzerine basarak. —Kirli ellerini ve o iğrenç ihanetini daha fazla bulaştırmanı istemiyorum. İn aşağı.
Hakan bir an duraksadı, sonra histerik bir kahkaha attı.
—Senin araban mı? Kafayı yedin herhalde! Bu araba benim üzerime...
Sözünü tamamlamasına fırsat kalmadan, avukat Kenan Bey bir adım öne çıktı. Elindeki siyah deri çantadan az önce bana verdiği dosyanın bir kopyasını çıkardı ve Hakan’ın suratına doğru tuttu.
—Hakan Bey, dedi Kenan Bey son derece resmi ve buz gibi bir ses tonuyla. —Meliha Hanım, vefatından tam üç ay önce tüm varlıklarının yasal devrini Zeynep Hanım’ın üzerine geçirdi. Bindiğiniz bu araç, limited şirketinizin bağlı olduğu holdingin ana hisseleri ve şu an yaşadığınız villa dahil. İnin arabadan. Yoksa polisi aramak zorunda kalacağım.
Hakan’ın yüzündeki o kibirli gülümseme, bir cam kırığı gibi tuzla buz oldu.
Gözleri yuvalarından fırlayacak gibi büyüdü. Evraka, bana ve tekrar Kenan Bey’e baktı.
—Bu... bu bir şaka mı? Annemin hiçbir şeyi yoktu! O sadece dul maaşıyla geçinen felçli bir kadındı!
—Anneniz, diye araya girdim, sesimdeki güce ben bile şaşırarak, —senin ne kadar paragöz, bencil ve vicdansız bir adam olduğunu biliyordu Hakan. Babandan kalan asıl mirası, şirketleri ve gayrimenkulleri yıllarca yasal bir vakıf üzerinden yönetti. Sana sadece ‘yönetici’ maaşı verdi. Ve şimdi... o maaşın da kesildi.
Hakan elleri titreyerek kontağı kapattı. Yüzü kâğıt gibi bembeyaz olmuştu. Arabadan nasıl indiğini, o pahalı ayakkabılarının mezarlığın çamuruna nasıl saplandığını izlemek, 12 yıllık acımın üzerine dökülen serin bir su gibiydi.
Kenan Bey bana dönüp başıyla onay verdi. Şoför koltuğuna geçtim, kapıyı sertçe çarptım ve Hakan’ı annesinin mezarının başında, çamurun içinde öylece bırakıp gaza bastım.
Eve vardığımda içeriden müzik sesi geliyordu.
O iğrenç, şen şakrak bir pop şarkısı.
Kapıyı kendi anahtarımla açtım ve salona adımımı attım. Alev oradaydı. Üzerinde benim bornozum, elinde bir kadeh şarapla salonun ortasındaki kutulara benim kitaplarımı, fotoğraflarımı ve kişisel eşyalarımı fırlatır gibi dolduruyordu.
Beni görünce duraksadı ama hiç bozuntuya vermedi. Aksine, o küstah gülümsemesini yüzüne yerleştirdi.
—Ah, Zeynep Abla... Erken geldin. Hakan bana eşyalarını bugün toplamaya başlayacağını söylemişti. Ben de sana yardım edeyim dedim. Ne de olsa artık bu evin yeni hanımı benim.
Adımlarımı yavaşça ona doğru yönelttim. Masanın üzerindeki müziği kapattım.
Sessizlik salonu kapladığında, gözlerinin içine baktım.
—O topladığın kutulara kendi eşyalarını koy Alev, dedim sakince. —Çünkü beş dakika içinde bu evden defolup gitmezsen, seni o bornozla sokağa atarım.
Alev alaycı bir ses çıkarıp elini beline koydu grsele ilerleyn devamı sonrki syfada....