Kocam beni öz kız kardeşimle aldattı…
🥀🔥 Kocam beni öz kız kardeşimle aldattı… Yetmedi, bir de ikisi el ele verip beni kendi evimden kovmaya kalktı. Ama bilmedikleri bir şey vardı: O evin kapısından ağlayarak çıkan kadın, geri döndüğünde onların bütün hayatını altüst edecekti. 😳⚠️
O gece kapının eşiğinde donup kaldığımda, kalbimin kırıldığını değil, içimde bir şeylerin sessizce öldüğünü hissettim. İnsan sevdiği adamın ihanetini belki zamanla kabullenebilirdi. Ama kendi kanından, aynı sofrada büyüdüğü, aynı annenin dizinde uyuduğu kardeşinden gelen ihaneti insan nereye koyacağını bilemiyordu.
Murat karşımda ayakta duruyordu. Gömleğinin düğmeleri aceleyle iliklenmişti. Selin ise hiç utanmadan koltukta oturuyordu. Üstelik o koltuk benimdi. Annemden kalan dantelli örtüyü üzerine serdiğim, akşamları yorgun bedenimi bıraktığım koltuk…
—Zeynep, büyütme artık, dedi Murat. Bazı şeyler biter.
O an ona baktım. Yirmi yıllık kocamdı. İlk maaşımla ona aldığım saati hâlâ bileğindeydi. Şirketi batmak üzereyken gecelerce hesap defterlerini ben tutmuştum. Bankalar kapısını çaldığında evlenmeden önce babamdan kalan bilezikleri bozdurup onun borçlarını kapatmıştım.
Ve şimdi bana “bazı şeyler biter” diyordu.
Selin hafifçe gülümsedi.
—Abla, kendini küçük düşürme. Murat artık benimle olmak istiyor. Sen de gururunla git.
Gurur…
O kelimeyi ondan duyunca içimde yıllardır biriktirdiğim bütün sessizlikler çatladı. Çünkü Selin’in okul taksitlerini ben ödemiştim. Annem hastayken başında ben beklemiş, Selin “işim var” diyerek şehir dışına gitmişti. Babam öldüğünde miras kavgası çıkmasın diye kendi hakkımdan bile vazgeçmiştim. Ben hep abla olmuştum. Hep koruyan, hep affeden, hep susan…
Ama o gece sustuğum son geceydi.
Bavulumu hazırlarken Murat kapının önünde bekledi.
—Evin anahtarını bırak, dedi soğukça.
Elimdeki gömleği bavula koydum, sonra ağır ağır ona döndüm.
—Hangi evin anahtarını?
Kaşlarını çattı.
—Bu evin.
Gülümsedim. İlk kez o gece gülümsedim. Acı bir gülümsemeydi ama güçlüydü.
—Murat, sen hâlâ hiçbir şeyi bilmiyorsun.
Selin kapıya yaklaştı.
—Ne saçmalıyorsun abla?
Çantamdan küçük kırmızı dosyayı çıkardım. Onların ikisi de dosyaya bakınca yüzlerindeki rahatlık yavaş yavaş kayboldu.
—Bu ev benim üzerime, dedim. Tapusu babamdan bana kaldı. Sen burada sadece benim iznimle yaşadın Murat. Sen de Selin… misafirdin.
Murat’ın yüzü bembeyaz oldu.
—Zeynep, şimdi böyle şeylerin sırası mı?
—Hayır, dedim. Asıl şimdi tam sırası.
Dosyayı kapattım.
—Ama merak etmeyin. Bu gece sizi dışarı atmıyorum. Çünkü ben sizin kadar zalim değilim.
Sonra bavulumu aldım ve çıktım. Apartman merdivenlerinden inerken ağlamadım. Sadece derin derin nefes aldım. Sanki yıllardır ilk kez kendi ciğerlerime ait bir hayat soluyordum.
O gece eski arkadaşım Feride’nin evine gittim. Kapıyı açtığında yüzüme baktı ve hiçbir şey sormadan beni içeri aldı. Bazı dostluklar soru sormaz; sadece sarılır.
Üç gün boyunca uyumadım. Ağlamadım da. Yalnızca düşündüm. Murat’ın şirket evraklarını, banka hareketlerini, sahte faturaları, benim imzam taklit edilerek alınmış kredileri… Hepsi yıllardır çekmecemdeydi. Çünkü ben Murat’a güveniyordum ama aptal değildim.
Dördüncü gün bir avukata gittim.
—Bunların hepsi gerçek mi? diye sordu kadın avukat, dosyalara bakarken.
—Ne yazık ki, dedim.
—O halde yalnızca boşanma davası değil, mal kaçırma, sahte imza ve dolandırıcılık süreci de başlatabiliriz.
Başımı salladım.
—Başlatın.
Aynı gün eve ihtarname gitti. Murat’ın şirketteki usulsüzlükleri için savcılığa suç duyurusu yapıldı. Selin’e de babamdan kalan miras payı konusunda yıllar önce yaptığı gizli satış için dava açıldı.
Bir hafta sonra telefonum çalmaya başladı. Önce Murat aradı. Açmadım. Sonra Selin aradı. Açmadım. Sonra ikisi birlikte Feride’nin evinin kapısına geldi.
Kapıyı ben açtım.
Murat perişandı. Saçları dağılmış, gözleri kan çanağına dönmüştü. Selin’in o meydan okuyan bakışlarından eser yoktu.
—Zeynep, konuşmamız lazım, dedi Murat.
—Biz konuşacak her şeyi o gece konuştuk.
Selin bir adım öne çıktı.
—Abla, ben hata yaptım. Ne olur davayı geri çek. Murat da beni kandırdı.
İçimden acı bir kahkaha yükseldi. Kardeşim yine kendini kurtarmak için başkasını yakıyordu.
—Selin, dedim, sen çocuk değilsin. Benim evimde, benim kocamla, benim hayatımı çaldın. Bunun adı hata değil, tercihtir.
Murat dizlerinin üzerine çöktü.
—Ben seni kaybetmek istemiyorum Zeynep. Elif gibi kadınlar…
Sözünü kestim.
—Benim adım Zeynep, Murat. Yirmi yıl aynı yastığa baş koyduğun kadının adını bile şimdi korkudan karıştırıyorsun.
Başını eğdi.
—Mahvoldum.
—Hayır, dedim. Sadece ilk kez yaptıklarının sonucuyla karşılaşıyorsun.
O gün kapıyı yüzlerine çarpmadım. Çünkü artık öfkem bile onlara fazla değer vermek gibi geliyordu. Sadece kapıyı sessizce kapattım grsele ilerleyin devamı sonraki syfada....