Kızım, girdiği her mağazada “Sana uygun elbise yok.” denilerek mezuniyet balosu için geri çevrildi. O gece eve kapanıp bir daha dışarı çıkmayacağını söyledi.

Hazal’ın elinde tuttuğu, titreyen parmaklarının arasında parıldayan şey, gümüş bir kolye ucuydu. İnce, zarif bir zincirin ucuna kondurulmuş, özenle işlenmiş gümüş bir fındık motifi... Üzerine dikkatlice bakıldığında, Mert’in o kendine has, hafif eğri büğrü el yazısıyla "Fındığım" kelimesinin kazınmış olduğu açıkça görülüyordu. Ama sürpriz sadece bu maddi kolyeden ibaret değildi. Hazal, kolyeyi havaya kaldırdığı an, Emir DJ kabinindeki büyük kırmızı düğmeye bastı. Salondaki o derin, adeta zamanı durduran nefes kesen sessizliği tamamen bozan şey, hoparlörlerden aniden yükselen ve hepimizin yüreğini titreten o çok tanıdık, aylardır büyük bir özlemle kavrulduğumuz canım oğlumun özlenen sesi oldu.

Geçmişten Gelen O Ses
"Güzel fındığım benim..." diyordu Mert, hoparlörlerden gelen seste. Ses hafifçe cısırdıyordu, belli ki eski bir telefon kaydından aktarılmıştı ama onun neşeli, hayata meydan okuyan o cana yakın tonu hemen tanınıyordu. "Eğer bu kaydı dinliyorsan, şu an muhtemelen mezuniyet balondasın demektir. Sana çocukken verdiğim sözü hatırlıyorsun değil mi? 'Kimse seni baloya götürmezse ben götüreceğim' demiştim. Ama hayat bazen planlarımızı bozabiliyor. İşte bu yüzden, eğer ben yanında olamazsam diye Emir’le bir anlaşma yaptık. Bu kolye, senin her zaman ne kadar özel, ne kadar değerli olduğunu hatırlaman için. Kiloların, dış görünüşün ya da insanların ne düşündüğü hiç önemli değil. Sen benim dünyalar güzeli fındığımsın. Şimdi Emir'in elini tut ve benim için de doyasıya dans et. Seni çok seviyorum grsele ilerleyn devamı sonrki sayfda....

FOTO GALERİLER