Kocam, dört aylık lüks bir gemi tatilinden yanında başka bir kadınla döndü. Ben ise yeni doğmuş üçüzlerimizle onu bekliyordum. Ama ikisi de, bütün planlarını yerle bir edecek küçücük bir ayrıntıyı fark etmemişti.

Emre'nin "Evin üzerindeki haklarından vazgeçmeni istiyorum." sözleri havaalanının uğultusu arasında yankılanırken, yüzündeki kendinden emin ifadeyi dikkatle izledim.

Yanındaki kadın da zafer kazanmış gibi gülümsüyordu.

Ben ise sadece başımı salladım.

"Tamam." dedim sakince.

Emre şaşırmıştı. Ağlamamı, bağırmamı, insanların önünde onu rezil etmemi bekliyordu. Bunun yerine bebek arabasını çevirdim.

"Eve gel. Konuşuruz."

O akşam geldi.

Yanındaki kadın arabada bekledi. Emre içeri girerken tek yaptığı şey etrafına bakmak oldu.

"Ev hâlâ aynı."

"Göründüğü kadar değil." dedim.

Masanın üzerine bir dosya bıraktım.

"İmzalamamı istediğin belgeleri getirdin mi?"

Getirmişti.

Dosyayı önüme itti.

"Evi bana devretmen yeterli. Sonra boşanma işlemlerini hızlandırırız."

Belgeleri elime aldım ama okumadım bile.

Onun yerine çekmeceden başka bir dosya çıkardım.

"Bunu da sen oku."

Emre dosyayı açtı.

İlk sayfada tapu fotokopisi vardı.

Kaşları çatıldı.

"Bu ne?"

"Evin tapusu."

"Bunu biliyorum."

"Hayır, bilmiyorsun."

Sessizlik çöktü.

"Evi evlendikten sonra birlikte aldığımızı sanıyorsun. Ama gerçek öyle değil."

Emre sayfaları çevirmeye başladı.

Satın alma tarihi...

Noter kayıtları...

Banka dekontları...

Hepsi önümdeydi.

"Sen gemiye gitmeden iki ay önce babam mirasını bana devretti. Evin tamamını o mirasla satın aldım. Avukatın da bunu biliyor."

Emre'nin yüzündeki renk yavaş yavaş kayboldu.

"Bu... mümkün değil."

"Mümkün."

"O zaman neden bana söylemedin?"

"Çünkü hiç sormadın."

Yıllar boyunca bütün maddi işleri ben yürütmüştüm. Emre hiçbir belgeyle ilgilenmezdi. İmza atması gereken yere imza atar, gerisini bana bırakırdı grsele ilerleyn devamı sonrki syfada....

FOTO GALERİLER