Geçirdiğim korkunç kazadan sonra neredeyse yürüyemez hale gelmiştim
Ertesi sabah hastane odasının kapısı usulca açıldı. İçeri giren kişi annem ya da babam değildi. Elinde kahve bardağıyla avukatım Murat vardı. Yüzündeki ciddi ifade, gece boyunca yaşananların sandığımdan çok daha büyük sonuçlar doğurduğunu gösteriyordu.
"Telefonun hiç susmadı," dedi sandalyesini yatağımın yanına çekerek. "Annen on iki, baban sekiz, Selin ise tam on dokuz kez aradı."
Acı içinde hafifçe gülümsedim.
"İlk kez benden bir şey istemek yerine bana ulaşmaya çalışıyorlar."
Murat dosyasını açtı.
"Ev boşaltma ihtarnamesini henüz göndermedim. Son kararı sana bırakmak istedim."
Derin bir nefes aldım. Sekiz yıl boyunca onları maddi olarak ayakta tutmuştum. Babam emekli olduktan sonra bütün faturaları ben ödemiş, annemin istediği her şeyi almış, Selin'in defalarca batırdığı işlerin borçlarını kapatmıştım. Her seferinde bana "Sen zaten iyi kazanıyorsun." demişlerdi.
Hiç kimse teşekkür etmemişti.
O sırada kapı yeniden açıldı. Bu kez içeri çocuk koruma görevlisiyle birlikte iki küçük bebek arabası girdi.
Mert ile Mina beni görünce gülmeye başladılar.
Ayağa kalkamıyordum ama hemşire onları yatağımın iki yanına yaklaştırdı. Parmaklarımı tuttuklarında gözyaşlarımı tutamadım.
"Size söz veriyorum," diye fısıldadım. "Bir daha kimsenin sevgisini para vererek satın almaya çalışmayacağım."
Aradan iki gün geçti.
Doktorlar taburcu olamayacağımı, en az altı hafta rehabilitasyon merkezinde kalmam gerektiğini söylediler.
Tam ne yapacağımı düşünürken hemşire Elena yanıma geldi.
"Aslında sana bir şey söylemek istiyorum," dedi.
Merakla baktım.
"Kız kardeşim çocuk gelişimi uzmanı. Eşi de evden çalışan bir muhasebeci. Geçen yıl bebeklerini kaybettiler. Senin durumunu anlattım. İstersen iyileşene kadar çocuklarına ücret karşılığında onlar bakabilir."
Hayatımda ilk kez biri bana çıkar beklemeden çözüm sunuyordu.
Teklifi kabul ettim.
O akşam Elena'nın kardeşi Zeynep ve eşi Kerem hastaneye geldiler.
Mert ile Mina'yı öyle sevgiyle kucakladılar ki içim ilk kez huzurla doldu.
İlk haftadan sonra görüntülü konuşmalar yapmaya başladık.
Çocuklar gülümsüyor, düzenli uyuyor ve güven içinde büyüyordu.
Ben ise fizik tedaviye odaklanıyordum.
Bir ay sonra koltuk değnekleriyle ilk adımlarımı attım.
Tam aynı gün Murat beni aradı.
"Annen ve baban görüşmek istiyor."
"Sebep?"
"Evden çıkarılacaklarını öğrenmişler."
Şaşırmadım.
"Gelmek istiyorlarsa gelsinler."
Ertesi gün üçü birden rehabilitasyon merkezine geldi.
Annem içeri girer girmez ağlamaya başladı gorsele ilerleyn devamı sonraki sayfada....