Üvey annem beni ‘felçli’ denen bir milyonerle evlenmeye zorladı.
Kapının arkasından gelen gıcırtı, ikimizi de susturdu. Arda bir anda değişti.
Az önce ayakta, güçlü, karanlık bir sırrın ortasında duran adam gitmişti. Yerine yıllardır oynadığı rol geri geldi.
Tek kelime etmeden tekerlekli sandalyesine oturdu.
Bedenini gevşetti.Omuzlarını düşürdü.
Bacaklarını hareketsiz bıraktı.
Bunu o kadar hızlı ve kusursuz yaptı ki, içim ürperdi. Beş yıl boyunca sadece ailesini değil, bütün dünyayı kandırmıştı.
Ben hâlâ yerdeydim. Gelinliğimin eteği etrafıma yayılmıştı. Kalbim deli gibi atıyordu.
Arda dudaklarını neredeyse kıpırdatmadan fısıldadı.. “Şimdi korkmuş gibi davran.” “Zaten korkuyorum,” dedim.
“Daha iyi.”
Kapı hafifçe aralandı.
İçeri, evin yaşlı hizmetlisi sandığım kadın baktı. Adının Neriman olduğunu söylemişlerdi. Düğün boyunca ortalıkta sessizce dolaşmış, hiç kimseyle göz göze gelmemişti.
“Bir şey mi oldu efendim?” dedi.
Arda’nın sesi yeniden soğuktu.
“Eşim düştü. Yardıma gerek yok.”
Kadın gözlerini bana çevirdi.
Bakışında hizmetçi merakı değil, başka bir şey vardı.
Kontrol.
Devamı Diğer Sayfada...