Rahmetli babaannem
Sadece bir ay daha hayatta kalabilmek için elimdeki son anlamlı şeyi feda ettiğimi sanıyordum. O rehinci dükkanına adım atmanın, benim olduğundan bile haberdar olmadığım bir geçmişi gün yüzüne çıkaracağından tamamen habersizdim. Boşanmamdan sonra yanımda pek bir şey kalmamıştı. Şarjı zar zor tutan çatlak bir telefon, artık sevmediğim kıyafetlerle dolu iki çöp torbası ve asla vazgeçmeyi düşünmediğim tek bir şey: Babaannemin eski kolyesi. Her şey bundan ibaretti. Eski kocam sadece çekip gitmemişti; tutunacak hiçbir dalım kalmadığından da emin olmuştu. Düşük yapmam beni zaten ruhen boşluğa düşürmüşken, bir hafta sonra o da beni terk etti. Genç bir metresle kaçıp gitti. Haftalarca, her şeyden çok içgüdülerimle hareket ettim. Lokantada ek mesailere kaldım. Aldığım her bahşişi sanki soluduğum oksijenmiş gibi saydım. Ama sırf inatçılık bir yere kadar idare ediyordu. Bir akşam eve geldiğimde, yeni dairemizin kapısına ev sahibi tarafından yapıştırılmış kırmızı bir notla karşılaştım: SON UYARI. Orada durup, hareket etmezsem sanki yok olacakmış gibi nota bakakaldım. Ama yok olmadı. Dürüst olmak gerekirse, kirayı ödeyecek param yoktu. Daha kendime itiraf etmeden önce ne yapmam gerektiğini biliyordum. Bu çaresizce bir hamleydi. Daireye girip dolabın arkasından eski ayakkabı kutusunu çıkardım. İçinde, eski bir eşarba sarılı antika kolye duruyordu. Babaannem Elif, vefat etmeden önce onu bana vermişti. O zamanlar bunun ne anlama geldiğini anlayacak yaşta bile değildim ama yine de ona sıkı sıkıya tutunmuştum. Onun sevgisinin bir hatırası olarak yirmi yılı aşkın süredir onu güvenle saklamıştım. Her taşınmamda, her ayrılığımda ve hayatımın her evresinde benimle kalmıştı. Şimdi ellerimde daha farklı hissettiriyordu. Daha ağır. Daha sıcak. Kaynak: Rahmetli babaannem Devamı Diğer Sayfada...