Kocana 10 Katı…
Sıra gelmiş ikinci dileğe. Kadın bu kez daha büyük oynamaya karar vermiş ve “Dünyanın en zengin kadını olmak istiyorum!” demiş. Kurbağa yine araya girerek, “Emin misin bak? Bu, kocanın senden tam on kat daha zengin olacağı, dünyanın en zengin adamı unvanını alacağı anlamına geliyor. Bu kadar serveti onun yönetmesini ister misin?” diye hatırlatmış. Kadın elini havada umursamazca sallayarak gülmüş: “Aman canım, ne fark eder? Evlilikte senin paran benim param kavgası mı olur? Benim olan onundur, onun olan da benimdir nasılsa.” Kurbağa bu mantıklı cevabın ardından büyüyü yapmış ve kadının banka hesapları bir anda göz alabildiğine sıfırlarla dolmuş.
Geriye kalmış son ve en kritik dilek hakkı. Kurbağa kadına dikkatle bakarak, “Geldik son dileğine. Bunu çok iyi düşün, çünkü ne dilersen kocan on katını yaşayacak,” diye son kez uyarıda bulunmuş.
Kadın gözlerini kısmış, ormanın derinliklerine doğru bakarak bir süre sessiz kalmış. Yüzünde, ilk iki dileğindeki masumiyetin aksine son derece kurnaz ve zekice bir gülümseme belirmiş. Derin bir nefes almış ve kurbağanın gözlerinin içine bakarak o tarihi dileğini fısıldamış:
“Bana çok hafif, şöyle beni sadece birazcık sarsıp hemen geçecek, ufacık bir kalp krizi ver.”
Kurbağa duyduğu şey karşısında donakalmış, kadının şeytani zekasına hayran kalarak son dileği yerine getirmiş. Kadın, göğsünde hissettiği çok hafif bir ağrıyı ufak bir sarsıntıyla atlatıp, ormanın çıkışına doğru dünyanın en güzel ve en zengin dul kadını olarak neşeyle yürürken; kocasının evde dünyanın en yakışıklı ve en zengin adamı olarak geçirdiği o “on katlık” şiddetli krizden sağ çıkma ihtimali elbette sıfırmış. Kadınların pratik zekasının sınırlarını hafife almamak gerektiği o gün ormandaki tüm canlılar tarafından bir kez daha anlaşılmış.