Yalan Dünya Çok Komik Fıkra..

Kadın, bu beklenmedik iltifat karşısında önce hafifçe irkildi. Ardından Temel’i baştan aşağıya, dudak bükerek süzdü. Onun bu biraz taşralı halini, şivesini ve samimiyetini kendi kibirli arkadaş grubunun önünde bir alay konusu yapmak için mükemmel bir fırsat olarak gördü. Çevresindekilere göz ucuyla bakıp gülümsedikten sonra, Temel’i yerin dibine sokmak ve onu herkesin içinde aşağılamak amacıyla sesini özellikle yükselterek, o meşhur, buz gibi cevabını verdi:

“Teşekkür ederim ama... Ben maalesef sizin için aynı şeyi söyleyemeyeceğim!”

Kadının bu küstah ve kırıcı cevabı üzerine gruptaki diğer insanlar elleriyle ağızlarını kapatarak kıkırdamaya, Temel’e acıyarak bakmaya başladılar. Ortama aniden tuhaf ve gergin bir sessizlik çöktü. Herkes Temel’in utancından kıpkırmızı olacağını, başını öne eğip koşarak oradan uzaklaşacağını ya da sinirlenip olay çıkaracağını bekliyordu.

Ancak Karadeniz zekası bu, hiç hafife alınır mı?

Temel, duyduğu bu ağır laf karşısında zerre kadar bozulmadı. Yüzündeki o babacan ve neşeli gülümseme milim bile oynamadı. Hatta aksine, gözlerinin içi daha da parladı. İstifini hiç bozmadan, ellerini arkasında birleştirdi ve kadının o şımarık yüzüne doğru hafifçe eğilerek, o gergin sessizliği bıçak gibi kesen, asırlar boyu unutulmayacak o muazzam cevabı yapıştırdı:

“E ne yapalum hanımefendu... O zaman siz de benum cibi yapun, yalan söyleyun!”

O an, az önce kıkırdayan grupta buz gibi bir rüzgar esti. Temel’in bu kıvrak zekası ve sarsıcı laf cambazlığı karşısında kadının yüzü kireç gibi bembeyaz oldu, ardından utançtan kıpkırmızı kesildi. Söyleyecek tek bir kelime bile bulamadı, elindeki kadehle öylece donakalmıştı. Etrafta bu diyaloğa şahit olan diğer davetliler ise kendilerini daha fazla tutamayarak kahkahalara boğuldular.

Temel mi? O gayet rahat bir şekilde ceketinin yakasını düzeltti, utançtan yerin dibine giren kadına neşeyle göz kırptı ve hiçbir şey olmamış gibi açık büfedeki o çok sevdiği su böreklerinin yanına doğru ıslık çalarak yürümeye devam etti. Çünkü bir Karadenizliye laf sokmaya çalışmak, fırtınalı denizde kağıttan kayıkla yüzmeye çalışmak gibiydi; sonu her zaman kesin bir batıştı!

FOTO GALERİLER