Altı ay boyunca küçük kız kardeşime kanser ilaçları için ayda 160.000 Türk Lirası gönderdim—sonra komşusu beni bir markette köşeye sıkıştırdı ve beni paramparça eden TEK BİR CÜMLE fısıldadı.

Ama beni asıl yıkan şey lüks harcamalar değildi. Rafın hemen sağ köşesinde, profesyonel tiyatro oyuncularının kullandığı türden büyük bir makyaj seti vardı. Kapağını açtığımda, yüzü "solgun ve mumsu" göstermek için kullanılan beyaz pudraları, göz altlarını çökmüş gibi gösteren mor ve gri gölgelendirme boyalarını gördüm.

Hemen yanlarında ise bir pasaport duruyordu. Sayfalarını titreyen ellerimle çevirirken gözyaşlarım vizelerin üzerine damladı. Benim iş yerinin otoparkında onun öleceğini düşünerek ağladığım, para yetiştirmek için kendi sağlığımdan vazgeçtiğim o altı ay boyunca, Melis Maldivler’e, Paris’e ve Milano’ya lüks turlara katılmıştı. Benim gönderdiğim paralarla gününü gün ediyor, ben geleceğim günleriyse önceden öğrenip makyajla kendini ölüm döşeğindeki bir hasta gibi gösteriyordu.

Maskenin Düşüşü
Şoktan ve ihanetin ağırlığından nefes alamaz haldeyken, dairenin dış kapısının açıldığını duydum. Melis içeri girdi. Neşeli bir şekilde şarkı mırıldanıyordu. Beni yatak odasında, elinde pasaportu ve makyaj malzemeleriyle dolabın önünde çökmüş halde görünce yüzündeki o "ölümcül hasta" ifadesinden eser kalmadı. Yerini önce derin bir panik, ardından buz gibi bir kibir aldı.

Önce inkar etmeye çalıştı. "Abla, onlar bana ait değil, bir arkadaşımın emaneti!" diye kekeledi. Ama elimdeki uçuş biletlerini ve otel faturalarını yüzüne doğru fırlattığımda sustu.

"Neden?" diye çığlık attım. Sesim boş dairede yankılanırken boğazım acıyordu. "Sana hayatımı verdim Melis! Kendi ameliyatımı erteledim, Emre’nin yüzüne bakamaz hale geldim, hırsız gibi hissettim! Sen nasıl bu kadar canavarlaşabildin?"

Melis o an ağlamayı ve acınası rolü yapmayı bıraktı. "Çünkü bıktım Derya!" diye bağırdı. "Her zaman senin gölgende yaşamaktan, senin mükemmel hayatını, o lüks evini ve kariyerini izlemekten bıktım! Sen her şeye sahiptin. Bana her zaman tepeden baktın, sadece acıdın. Ben de hak ettiğim hayatı yaşamak istedim. Parayı normal istesem vermezdin, ben de tek yolunu buldum!"

Yeni Bir Başlangıç
O an, karşımda duran kadının benim çocukken koruyup büyüttüğüm, üzerine titrediğim kız kardeşim olmadığını anladım. O, vicdanını kaybetmiş bir yabancıydı. Tek bir kelime bile etmeden arkamı döndüm. Evden çıkarken arkamdan "Polise gidersen kendimi öldürürüm!" diye tehditler savuruyordu, ama artık kalbim onun için tamamen hissizleşmişti.

Eskişehir'den eve dönüş yolunda arabayı kenara çekip saatlerce ağladım. Eve vardığımda kocam Emre’nin karşısına geçtim. Aylardır ona söylediğim yalanları, gizlice çektiğim tüm paraları ve Melis’in korkunç oyununu dürüstçe anlattım. Emre beni sessizce dinledi. Parayı kaybettiğimiz için kızgındı ama uğradığım bu ağır ihanet karşısında bana sarıldı ve beni asla yalnız bırakmadı.

Ertesi gün ilk iş olarak ertelediğim safra kesesi ameliyatım için gün aldım ve sağlığımı geri kazandım. Melis’e gönderdiğim her kuruşun banka dökümlerini ve dolabında bulduğum sahte belgelerin fotoğraflarını avukatıma teslim ederek ona nitelikli dolandırıcılıktan dava açtım. Mahkeme süreci hâlâ devam ediyor ve o lüks eşyaların çoğuna el konuldu.

Melis beni defalarca aradı, ortak akrabalarımızı araya sokup davayı geri çekmem için yalvardı ama benim için o dolap kapağı kapandığında, kardeşliğimiz de sonsuza dek bitti. İnsanı en derinden yaralayan şey düşmanları değil, uğruna canını verebileceği insanların vurduğu darbeler oluyormuş; ben bunu en ağır şekilde öğrendim.

FOTO GALERİLER