Kerem Yalçın elindeki dosyayı yemek masasının üzerine sertçe fırlattı..

Saat gece 22:17’yi gösteriyordu. İstanbul’un en lüks semtlerinden biri olan Bebek’teki büyük villada, Kerem Yalçın elindeki dosyayı yemek masasının üzerine sertçe fırlattı ve Elif Demir’e sanki utanç kaynağıymış gibi baktı.

—Yarından itibaren kendi hayatını kendin kazanırsın —dedi dişlerini sıkarak—. Seni kraliçe gibi geçindirmekten bıktım artık.

Elif mutfağın yanında ayakta duruyordu. Üzerinde krem rengi bir mutfak önlüğü vardı, saçlarını toplamıştı ve elleri hâlâ bulaşık suyundan ıslaktı.

Bütün öğleden sonrayı Kerem’in haber vermeden gelen halaları için sarma, iç pilav ve mercimek çorbası hazırlayarak geçirmişti. Salonu temizlemiş, 6 yaşındaki oğulları Efe’nin oyuncaklarını toplamış ve kayınvalidesi Neriman Hanım’a Türk kahvesi yapmıştı.

Neriman Hanım masanın başında oturuyordu. Kırmızı ojeleri, altın kolyesi ve küçümseyici gülümsemesiyle oğlunun sonunda Elif’e hak ettiği gibi davrandığını düşünüyordu.

—İşte bütün masraflar burada —dedi Kerem, dosyaya sertçe vururken—. Market, eczane, benzin, elektrik, Efe’nin özel okulu, kulüp üyeliği, kredi kartları… Para gökten mi yağıyor sanıyorsun?

Elif sessizce kağıtlara baktı.

Eczane masrafı Efe’nin astım ilaçları içindi.

Elektrik faturası, Neriman Hanım yaz-kış klima istediği için yükselmişti.

Benzin masrafı Kerem’in kullandığı lüks SUV içindi.

Kulüp üyeliğini ise Kerem iş arkadaşlarına hava atmak ve tenis oynamak için kullanıyordu.

—Kerem, dikkatli bakarsan…

—Bana cevap verme! —diye bağırdı Kerem—. Çalışmıyorsun, eve katkın yok, tek yaptığın para harcamak. Annem başından beri haklıymış. Devamı Diğer Sayfada..

FOTO GALERİLER