5 yıl boyunca eşine sadece 18.000 TL gönderen bir adam.

Evliliklerinin üzerinden 5 yıl geçtikten sonra, Mert Yılmaz ilk kez eşinin kirli çamaşırlarını yıkamak için elini attığında, eline geçen şey onu yere çökertip ağlatacak bir sırrı ortaya çıkardı. İstanbul’un kenar mahallelerinden birindeki küçük bir apartman dairesinde o sabah ev soğuktu. Çocukların okul çantaları duvara dayanmış duruyor, mutfak sessizdi. Annesi Fatma Hanım ise odasında eklem ağrılarından inleyerek uyuyordu. Evde Elif yoktu. Mert’in 5 yıl boyunca sadece “evi idare eden kadın” olarak gördüğü Elif. Mert, İstanbul ve çevresinde büyük inşaat projelerinde çalışan bir şantiye şefiydi. Bazen Ankara’daki projelere gider, bazen İzmir’de haftalarca kalır, bazen de İstanbul’un dev gökdelen şantiyelerinde günlerce evden uzak çalışırdı. Dışarıdan bakıldığında çalışkan bir eşti. Ama içinde zamanla büyüyen bir korku vardı.

Bu korkuyu ona arkadaşları yerleştirmişti.

Bir akşam Bursa’daki bir şantiyede çay içerken Burak gülerek,
“Abi, genç kadına fazla özgürlük verme. Evde para ve rahat varsa aklı kayar,” demişti.

Bir diğeri eklemişti:
“Kadını o kadar meşgul et ki kendine bile vakti kalmasın. Ev ancak böyle korunur.”

Mert o gün hiçbir şey dememişti ama bu sözler zihnine çivi gibi çakılmıştı. Elif güzel, sakin, çocuklarına düşkün ve Fatma Hanım’a her gece ilaçlarını hazırlayan bir kadındı. Ama Mert’in gözünde bu sessizlik zamanla şüpheye dönüşmüştü. “Bu kadar sakin biri kesin bir şey saklıyordur,” diye düşünmeye başlamıştı.

Önce parayı kesti.

Ayda yaklaşık 85.000 TL kazanmasına rağmen Elif’e,
“Şirket ödemeleri gecikti, projeler aksadı, ben de zor durumdayım,” diyordu.

Her ay eve sadece 18.000 TL gönderiyordu. Bunun içinde çocukların okul masrafı, Fatma Hanım’ın ilaçları ve faturalar vardı. Geriye kalan para ise Elif’in tüm ayı idare etmesine yetiyordu. Devamı SONRAKİ Sayfada..

FOTO GALERİLER