O gece duyduğum çığlığı hayatım boyunca unutamayacağım.

O an nefes alamadım.

Gerçekten alamadım.

Elimdeki servis tepsisi yere düşmek üzereydi.

Ama düşmedi.

Çünkü hareket etmeye korkuyordum.

Kızım Sofya’nın sesi, koca malikânenin sessizliğini parçalamıştı.

“Amca… neden kimse seninle yemek yemiyor?”

Bir saniye.

İki saniye.

Üç saniye…

Kimse nefes almıyordu.

Ben bile.

Karşımızda oturan adam sıradan biri değildi.

Türkiye’nin en zengin otel zinciri sahiplerinden biri olan Alper Demirhan’dı.

Yedi yıl önce geçirdiği trafik kazasında gözlerini kaybetmişti.

O günden sonra da insanlığını.

En azından herkes böyle söylüyordu.

Onun yanında çalışan herkes korkardı.

Hizmetçiler…

Şoförler…

Bahçıvanlar…

Muhasebeciler…

Hatta yöneticiler bile.

Çünkü Alper Bey’in öfkesi meşhurdu.

Bir bardak yanlış yere konursa bağırırdı.

Bir kapı fazla ses çıkarırsa bağırırdı.

Bir çalışan yanlış nefes alsa bile bağıracağı söylenirdi.

Ben bu malikânede sadece bir aydır çalışıyordum.

Boşanmıştım.

Borç içindeydim.

Kızımı büyütebilmek için bu işe mecburdum.

Bazı günler Sofya’yı bırakacak kimsem olmadığı için yanıma getiriyordum. Devamı Diğer Sayfada..

FOTO GALERİLER