4 yaşındaki kızım Elif, kreşte aniden öldü — cenazesinden sonra öğretmeni beni aradı ve “Kocanız size yalan söylüyor. Az önce gönderdiğim VİDEOYU kontrol edin.” dedi.

Mert onu uzaklaştırmaya çalışmış ama polise gitmemişti.

"O gün kreşe neden gitti?" diye bağırdım.

"Bilmiyorum!" dedi çaresizce.

Ertesi sabah polise gittik.

Soruşturma genişletildi.

Kreşteki çalışanlar sorgulandı.

Sonunda gerçek ortaya çıktı.

Selin, Elif'e zarar vermek amacıyla kreşe gitmemişti.

Fakat sınıfa bıraktığı paketin içinde ev yapımı kurabiyeler vardı.

Kendisini Elif'in akrabası gibi tanıtmış ve çocuklara ikram edilmesini istemişti.

Kimse kötü bir niyet aramamıştı.

Fakat o kurabiyelerin içinde yer fıstığı ezmesi bulunuyordu.

Elif'in ölümcül yer fıstığı alerjisi olduğunu herkes biliyordu.

Kreş normalde dışarıdan gelen hiçbir yiyeceği kabul etmiyordu. Ancak o gün yeni başlayan bir personel kuralları tam bilmediği için paketi sınıfa ulaştırmıştı.

Selin'in ifadesi alındığında korkunç gerçeği öğrendik.

Kurabiyelerin içinde yer fıstığı olduğunu biliyordu.

Ama Elif'in alerjisinden haberi olmadığını iddia etti.

Savcılık aylar süren incelemeler yaptı.

Telefon kayıtları, mesajlar ve tanık ifadeleri toplandı.

Sonunda Selin'in Elif'in alerjisini daha önce öğrendiğine dair kanıtlar bulundu.

Bir doğum günü partisinde bu konu açıkça konuşulmuştu.

Mesajlarında da buna dair ifadeler vardı.

Bu artık bir ihmal değildi.

Bilinçli bir eylemdi.

Mahkeme günü geldiğinde Elif'in küçük fotoğrafını elimde tutuyordum.

Hakim kararı açıklarken gözlerimi kapattım.

Selin suçlu bulundu.

Cezaevine gönderildi.

Ama karar açıklandıktan sonra beklediğim rahatlama gelmedi.

Çünkü hiçbir ceza kızımı geri getirmeyecekti.

Aylar boyunca Elif'in odasına giremedim.

Oyuncakları olduğu gibi duruyordu.

Bir gece yatağının yanında otururken küçük bir resim defteri buldum.

Son sayfasında üç kişilik bir aile çizmişti.

Ben, Mert ve kendisi.

Altına çocuk el yazısıyla şu cümleyi yazmıştı:

"Annem ve babam gülünce ben de mutlu oluyorum."

O anda ilk kez cenazeden beri ağladım.

Saatlerce.

Mert yanıma geldi ve sessizce elimi tuttu.

İkimiz de kusursuz değildik.

O sır saklamıştı.

Ben de acımın içinde ona tamamen sırt çevirmiştim.

Ama ikimiz de aynı şeyi kaybetmiştik.

Kızımızı.

Bir yıl sonra Elif'in adına ağır alerjisi olan çocuklar için bir farkındalık vakfı kurduk.

Kreşlerde eğitimler verilmeye başlandı.

Yüzlerce aileye ulaşıldı.

Belki Elif'i geri getiremezdik.

Ama başka bir annenin bizim yaşadığımız acıyı yaşamamasına yardımcı olabilirdik.

Bugün hâlâ onu özlüyorum.

Her gün.

Ama artık mezarını ziyaret ettiğimde yalnızca kaybımı düşünmüyorum.

Küçük hayatının dünyada bıraktığı izi de düşünüyorum.

Çünkü bazı insanlar çok kısa yaşar.

Ama geride bıraktıkları sevgi, bir ömürden daha uzun sürer.

FOTO GALERİLER