Buz gibi su kemiklerime kadar işlerken, o titreyen küçük canı kollarıma aldığımda sadece basit bir iyilik yaptığımı sanıyordum.

BÖLÜM 1

Buz gibi su kemiklerime kadar işlerken, o titreyen küçük canı kollarıma aldığımda sadece basit bir iyilik yaptığımı sanıyordum. Nereden bilebilirdim ki o minik köpeği kurtarmanın, beni hayatımın en büyük ve akılalmaz karmaşasının tam ortasına çekeceğini? 71 yaşındaki yorgun bedenimle o dondurucu nehre atlamış, küçük yavruyu kalın yün paltoma sarıp eve getirmiştim. Fakat asıl şok edici olay, eve adımımı attığım an başlamıştı. Yavrunun boynundaki kolyede yer alan küçük çipi ve yanındaki o tuhaf notu okuduğumda nefesim kesilmişti: “Bu köpeği sudan çıkaran kişi, artık büyük sırrın bir parçası. Nerede olduğunu biliyoruz. Emaneti teslim almak için yoldayız.” Daha bu cümlenin şaşkınlığını atlatamadan, evimin önündeki çakıl taşlı yolda iki lüks siyah aracın sert bir frenle durduğunu duydum. Dışarıdan gelen telaşlı ayak sesleri verandama doğru yaklaşıyordu. Pencereye doğru yaklaştığımda gördüğüm manzara karşısında nutkum tutulmuştu. Kapıma gelenler kimdi ve benden tam olarak ne istiyorlardı?

Kalbim göğüs kafesimi zorlarken, minik köpeği kucağıma daha sıkı bastırdım. Sobanın çıtırtısı dışında evde çıt çıkmıyordu. Dışarıdaki gölgeler kapıma kadar ulaştı ve ardından kapı üç kez kararlı ama nazik bir şekilde vuruldu. Derin bir nefes alıp kapıya doğru ilerledim. “Kim o?” diye seslendim, sesimin titremesine engel olmaya çalışarak. Dışarıdan olgun, güven veren ve son derece kibar bir erkek sesi yükseldi: “Meryem Hanım, lütfen endişelenmeyin. Biz size ya da kucağınızdaki küçük dosta zarar vermek için burada değiliz. Aksine, çok önemli bir emaneti ve büyük bir yükümlülüğü yerine getirmeye geldik. Lütfen kapıyı açın.” Kilidi yavaşça çevirdim ve kapıyı araladım. Karşımda düzgün kesimli koyu renk takım elbiseleriyle duran, saygın görünümlü iki adam vardı. Önde duran, hafif kır saçlı ve sevecen bakışlı adam hafifçe eğilerek beni selamladı. “Adım Tarık,” dedi. “Yıllardır bu anı, yani sizin gibi birini bulmayı bekleyen bir ekibin sorumlusuyum.”

Onları içeri davet ettim, çünkü bakışlarında kötü niyetli insanlara özgü o tekinsiz gölge yoktu. Salonun ortasına geçtiklerinde Tarık Bey'in gözleri hemen kucağımda havluya sarılı duran yavru köpeğe kaydı. Yüzünde derin, kelimelerle tarif edilemez bir rahatlama ve şükran ifadesi belirdi. “Demek onu kurtaran sizdiniz,” dedi fısıldayarak. Sobanın yanındaki koltuklara oturduklarında, kafamdaki tüm soru işaretlerini giderecek o inanılmaz hikayeyi anlatmaya başladı. Bu küçük köpek, sıradan bir evcil hayvan değildi. Ülkenin en büyük hayırseverlerinden ve önemli bilim projelerine fon sağlayan vizyoner iş insanı Ahmet Bey'in vasiyetinin en önemli parçasıydı. Ahmet Bey, ömrünün son günlerinde devasa servetini ve kurduğu küresel iyilik vakfını teslim edecek, gerçekten güvenilir ve çıkarsız bir varis aramıştı. Ancak akrabalarının ve çevresindeki insanların sadece paraya, güce ve ihtişama değer verdiğini gördüğünde derin bir hayal kırıklığı yaşamıştı. İşte bu yüzden, insanlığın en saf, en çıkarsız halini sınayacak eşsiz bir yöntem geliştirmişti....

FOTO GALERİLER