Okulun En Popüler Kızı, Herkes Benimle Alay Ederken Beni Mezuniyet Balosuna Davet Etti…
Gülümsedim. "Senin bana o gün yaptığın şey bir borç değildi Elif, bir erdemdi. Şimdi de benim yapacağım bir lütuf değil, bir vefa borcu. İyilik, bir bayrak yarışı gibidir. Sen o bayrağı o gece yere düşürmedin, şimdi onu tekrar yerden alıp sana geri uzatıyorum."
Günlerce süren ısrarlarım, kardeşinin ihtiyaçları için kurduğumuz düzen ve benim samimiyetim karşısında Elif sonunda pes etti. Bir akşam, yine o koltukta otururken, "Neden?" diye sordu. "Neden beni unutmadın? O kadar insan geçti hayatından, ben sadece bir liseli kızdım."
"Çünkü," dedim, pencereden geceye bakarak. "Karanlık bir odada tek bir mum yandığında, o mumun ışığı asla unutulmaz. Sen benim karanlığımda yanan tek ışıktın."
Aradan aylar geçti. Elif, şirketimde finansal analiz departmanında yeteneklerini konuşturmaya başladı. Keskin zekâsı, hayatın sillesini yemiş olmanın verdiği o sarsılmaz disiplinle birleşince, kısa sürede vazgeçilmez biri hâline geldi. Kardeşi Can, artık profesyonel eğitmenlerle özel kurslara gidiyor, her akşam Elif ile evine neşe dolu dönüyordu.
Bir yıl sonra, yine mezuniyet balosu fotoğrafının olduğu günün yıl dönümünde, Elif ofisime elinde küçük bir hediye paketiyle geldi. Yüzünde, yirmi yıl önceki o balo gecesindeki ışıltı vardı. "Artık gülümsüyorum," dedi. "Gerçekten gülümsüyorum."
O akşam, hayatın bizden aldıklarını, aslında başkalarına verdiğimiz iyiliklerle geri kazandığımızı bir kez daha anladım. Biz birbirimizi yıllar önce kurtarmıştık; ben onun o geceki merhametiyle, o da benim bu geceki vefâm ile. İnsan, bir başkasının hayatına dokunduğu an, aslında kendi kaderini de yeniden yazıyordu.
Gece, gökyüzünde parlak yıldızlarla doluyken, pencereden şehre baktım. Artık yalnız değildim. Bir zamanlar "okulun en popüler kızı" dediğim kişi, şimdi benim en yakın dostum, hayat yolumdaki en büyük destekçimdi. Geçmişin yaraları, geleceğin umutlarıyla sarılmıştı. Ve o günden sonra, ikimiz de öğrendik ki; iyilik, asla karşılıksız kalmaz; belki hemen değil, ama tam ihtiyaç duyulan zamanda, bir kuryenin getirdiği bir sipariş notunda veya bir yabancının uzattığı bir bardak suda mutlaka geri dönerdi.
Hayat, karmaşık bir denklem gibi görünse de, cevabı her zaman "iyilik"ti. Biz bu denklemi çözmüştük. Ve artık, yarınlara çok daha güvenle bakıyorduk. Çünkü artık biliyorduk ki; bir insan bir başkasına tutunduğunda, düşmek imkânsızdı.