Altı yaşındaki oğlumu ararken yanlışlıkla plajdaki soyunma kabininin perdesini açtım. İçeride “mükemmel” sandığım kayınvalidemin oğluma fısıldadığı sözler ise kanımı dondurdu.
Maskenin Düşüşü
Nermin, o her zaman takındığı sevecen, kusursuz büyükanne maskesini tamamen düşürmüştü. Yüz hatları gerilmiş, gözlerindeki o sıcak parıltı yerini buz gibi bir tekinsizliğe bırakmıştı. Üzerime doğru bir adım attı, sesi artık fısıltıdan ziyade bir yılanın tıslamasına benziyordu:
"Bana bak, hemen o çantayı kapat ve hiçbir şey görmemiş gibi yap. Eğer bunu polise ya da kocana anlatırsan, sadece benim değil, bu ailenin de sonu olur. Kocamın neyle suçlandığını biliyorsun. Bu kolye ve belgeler bizi kurtaracak tek şey. Emir’i kimse aramaz, o bizim biletymizdi."
Duyduklarıma inanamıyordum. Her çarşamba oğluma pankek yediren, ona elleriyle kazak ören kadın, kendi bencil kurtuluşu için altı yaşındaki bir çocuğun geleceğini ateşe atmaktan çekinmemişti. Emir, arkamda bacağıma sarılmış, korku dolu gözlerle bize bakıyordu. "Anne, babaannem bana bir oyun oynayacağımızı söylemişti. Kötü bir şey mi yaptım?" diye ağlamaya başladı.
Oğlumun sesini duyduğum an, içimdeki korku yerini saf bir anne öfkesine bıraktı. Çantayı göğsüme bastırdım, Emir’i kucağıma aldım ve Nermin’e hayatım boyunca vermediğim sertlikte bir yanıt verdim: "Sen bir büyükanne değilsin. Sen, kendi bencil hırsların için bir çocuğu kalkan olarak kullanacak kadar canavarsın. Bu oyun burada bitti."
Gerçekle Yüzleşme
Soyunma kabininden hızla çıktım. Ayaklarımı yakan kızgın kumlara aldırmadan, plajın diğer ucunda masumca oltalarını denize sallayan eşim Hakan ve kayınpederimin yanına doğru koştum. Nermin arkamdan yetişmeye çalışıyor, bir yandan da çevredekiler fark etmesin diye sessizce çığlıklar atıyordu.
Hakan, yüzümdeki dehşet ifadesini ve kucağımda ağlayan Emir’i görünce elindeki oltayı bırakıp ayağa kalktı. "Ne oldu? Ne bu haliniz?" diye sordu endişeyle.
Hiçbir şey söylemeden sırt çantasını Hakan’ın ayaklarının dibine fırlattım. Ön cebi açıp kırmızı kadife kutuyu ve kâğıtları kayınpederimin gözlerinin önüne serdim. Kayınpederimin yüzü anında kireç gibi bembeyaz oldu, dizlerinin bağı çözülmüş gibi iskelenin tahtalarına çöktü.
Hakan kolyeye, sonra belgelere, en son da arkamızdan nefes nefese yetişen annesine baktı. O an, yıllardır babasının masum olduğuna inanan eşimin dünyasının başına yıkılışına şahit oldum. Hakan, "Anne... Baba... Siz ne yaptınız? Benim oğlumu, Emir'i bu işe nasıl alet edersiniz?" diye haykırdı. Sesi sahildeki dalga seslerini bile bastırmıştı.
Yeni Bir Başlangıç
Nermin hala durumu toparlamaya çalışıyor, "Her şey ailemizin geleceği içindi, bizi bu borç batağından kurtarmak içindi" diye feryat ediyordu. Ama artık onun yalanlarına karnımız tok tutuyordu. Mükemmel aile tablosu, Akdeniz’in sularına gömülmüştü.
Hakan, babasının elindeki tüm suç belgelerini ve kolyeyi aldı. Akşamüstü, plaj evinden bavullarımızı toplarken eşimle ilk kez bu kadar net bir kararlılıkla göz göze geldik. Biz o sahilden, kayınpederimin davasına bakan savcılığın yolunu tutmak üzere ayrıldık. Adalete teslim edilen o belgeler, belki bir ailenin sonunu getirdi ama benim oğlumun ve bizim geleceğimizin kurtuluşu oldu.
Arabamız sahil yolundan uzaklaşırken dikiz aynasından arkada kalan o lüks eve baktım. Anladım ki, en büyük tehlikeler bazen en uzağımızda değil, bize her çarşamba en sevdiğimiz pankekleri yapan, en yumuşak kazakları ören o "mükemmel" insanların maskelerinin arkasında gizliymiş. Emir arkada güvenle uyurken, elimi eşimin elinin üzerine koydum. Felaketin eşiğinden dönmüştük ama artık tamamen özgürdük.