Hapse girmesine sadece saatler kala, kimliği gizli bir yatırımcının onun tüm borçlarını tek kalemde ödediği ve bütün icraları kaldırdığı haberi sülalede bomba gibi patladı. Rıza Bey, kendini ipten alan bu "kurtarıcı meleğe" teşekkür etmek için şirket merkezine davet edilmişti.
Geçen cuma günü, holdingimin en üst katındaki lüks ofisimde, sırtım kapıya dönük bir şekilde deri koltuğumda bekliyordum. Kapı açıldı. Asistanım, Rıza Bey’i içeri aldı.
"Efendim," diye söze başladı Rıza Bey, o eski gür sesinden eser kalmamış, titreyen, ezik bir tonla. "Beni o karanlık zindandan kurtardınız. Size hayatımı borçluyum. Elinizi öpmeye, teşekkür etmeye geldim. Benim şirketlerim battı ama size ömrümün sonuna kadar kölelik yaparım..."
O an koltuğumu yavaşça ona doğru çevirdim.
Göz göze geldiğimiz o saniye, Rıza Bey'in yüzündeki ifadeyi ömrüm boyunca unutmayacağım. Rengi saniyeler içinde kireç gibi oldu. Nefesi kesildi, gözleri yuvalarından fırlayacak gibi açıldı. Ayakta duramadı; elleriyle masamın kenarına tutunmaya çalışsa da dizlerinin bağı çözüldü ve halının üzerine yığıldı.
"Kerem..." diye fısıldayabildi sadece, sesi boğazında boğulurken.
Masanın üzerindeki tapuları, satın aldığım hacizli fabrikalarının belgelerini ve ödediğim milyonluk çekleri önüne doğru fırlattım. "Ayağa kalk Rıza Bey," dedim buz gibi bir sesle. "Ben seni o hapisten kurtarmak için o borçları ödemedim. Ben o borçları, senin hayatını satın almak için ödedim. Yıllar önce çulsuz diyerek kapından kovduğun o genç adam, bugün senin oturduğun evin, kaybettiğin fabrikalarının ve hatta nefes aldığın o özgürlüğün tek sahibidir."
Rıza Bey olduğu yerde hıçkırıklara boğularak ağlamaya, "Beni affet, ben büyük bir hata yaptım" diyerek yalvarmaya başladı.
"Seni affetmiyorum," dedim ayağa kalkıp kapıyı işaret ederek. "Ama seni mahvetmiyorum da. O yalıda oturmaya devam et, o fabrikada benim altımda bir maaşlı çalışan olarak işe başla. Her sabah uyandığında, hayatını borçlu olduğun kişinin o 'çulsuz' olduğunu hatırla. Çünkü en büyük ceza hapis değil, kibrinin altında ezilerek yaşamaktır."
O gün ofisimden sürünerek çıkan o adam, kibrin insanı nasıl yerle bir ettiğinin en canlı kanıtıydı. Ben ise o karanlık gecede sokağa atılan genç adamın intikamını, paramla değil, ulaştığım o devasa onurla almıştım.