Yıllarca Ferhat'ın benim kaderim olduğuna inandım. Bütün geleceğinizi üzerine inşa ettiğiniz o büyük aşk... Onunla yaşlanmayı, evlendiğimiz o özel günü anıp gülmeyi hayal ediyordum.
Düğünü birlikte planladık. Tam da küçük bir kızken hayalini kurduğum gibi, 200 kişilik devasa bir tören... Göz kamaştırıcı bir düğün salonu, her yerde taze çiçekler, canlı müzik. Ve biz her şeyi paylaşan iki "hayat arkadaşı" olduğumuz için, tüm masrafları kuruşu kuruşuna yarı yarıya bölüştük.
En azından ben öyle sanıyordum.
Tören sabahı gelin odasında hazırlanırken, gelinliğimin asılı olduğu dolabı açtım. Yoktu! Ellerim titremeye başladı. Gelinliğim resmen ortadan kaybolmuştu.
Kalbim yerinden çıkacak gibi atarken, üzerimde o sabah geldiğim sıradan günlük elbiseyle koşarak ana salona çıktım. İşte tam o an salonun dev kapıları ardına kadar açıldı.
Küçük kız kardeşim, BENİM gelinliğimi giymiş bir halde içeri girdi. Yanında Ferhat vardı ve küçük kardeşim gayet kendinden emin bir şekilde onun koluna girmişti.
Sanki sıradan bir haber veriyormuş gibi şen şakrak bir sesle, "Sürpriz! Bugün sizin yerinize biz evleniyoruz!" diye şakıdı.
Annem aniden alkışlamaya başladı! Bazı misafirlerin şaşkınlıktan nefesi kesildi. Diğerleri ise sadece bana bakıyor, öylece bekliyorlardı. Gözyaşlarına boğulmamı, sinir krizi geçirmemi bekliyorlardı. O aşağılayıcı manzaranın yaşanacağından kesinlikle eminlerdi.
Ama benim çoktan öğrendiğim o korkunç sırlardan hiçbirinin haberi yoktu!
Aşağılanmamı izlemeye gelen o 200 misafire şöyle bir baktım. Ve sadece gülümsedim.
Son derece sakin ve kendinden emin bir sesle, "Hepinizin burada olmasına çok sevindim," dedim. "Çünkü benim de size çok büyük bir sürprizim var."
Salondaki o boğucu sessizlik, kenardaki masadan mikrofonu elime alıp dev projeksiyon ekranının kumandasına basmamla bozuldu. Ferhat'ın o ukala sırıtışı yüzünde donarken, küçük kız kardeşimin üzerindeki o çalıntı gelinlik aniden gözüme çok iğrenç ve acınası görünmeye başlamıştı.
"Masrafları yarı yarıya bölüştüğümüzü sanıyordum Ferhat," diyerek gülümsedim. "Ama sen benim düğün fonuna yatırdığım bütün parayı gizlice çekip, küçük kız kardeşimle yaşayacağınız o lüks dairenin peşinatı olarak ödedin. Ah, bir de benim imzamı taklit ederek gizlice çektiğin o devasa banka kredisi var tabii."
Arkamdaki dev ekranda bir anda banka dekontları, sahte imzalı kredi sözleşmeleri ve ikisinin o evi gezerken çekilmiş sarmaş dolaş fotoğrafları belirdi. Salonda bu kez çok daha büyük, şok dolu bir uğultu koptu. Az önce kızı alkışlayan annemin elleri havada asılı kalmış, yüzünün rengi kirece dönmüştü.
"Anneciğim," dedim ona doğru dönerek. Sesim o kadar sakindi ki, içimdeki fırtınayı tamamen dindirmiştim. "Senin de bu ihaneti haftalardır bildiğini, hatta o gizli evi dekore etmelerine yardım ettiğini biliyorum. 'Benim küçük kızım en iyisini hak ediyor, ablası zaten onsuz da idare eder' dediğin o ses kaydını dinletmeme gerek var mı?"
Annem oturduğu sandalyeye adeta çökerken, küçük kız kardeşim öfkeyle öne atıldı. "Kapat şunu! Sen delirdin mi? Bizi rezil ediyorsun!" diye bağırdı. Sesi salonun yüksek tavanında çaresizce yankılanıyordu devamı icin sonraki sayfaya geciniz...