Skip to content
  • Anasayfa
  • Genel
  • Bilgi
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

  • Anasayfa
  • Genel
  • Bilgi
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Toggle search form

Gelinimin eski kahverengi bir bavulu derin bir göle attığını yanlışlıkla gördüm: Bu bana hemen çok garip geldi ve bavulu sudan çıkardığımda içindekiler karşısında dehşete düştüm

Posted on 26.01.2026 By admin

Gelinimin eski kahverengi bir bavulu derin bir göle attığını yanlışlıkla gördüm: Bu bana hemen çok garip geldi ve bavulu sudan çıkardığımda içindekiler karşısında dehşete düştüm 😲🫣
Tamamen rutin bir sağlık kontrolünden sonra eve dönüyordum. Ciddi bir şey yoktu, sadece düzenli bir ziyaret, bu yüzden taksinin arka koltuğunda sakince oturmuş, pencereden dışarı bakıyordum. Bir ara, yakındaki bir sokakta, iyi tanıdığım bir araba fark ettim. Gelinim Maya’nın arabasıydı.

Bu beni hemen şüphelendirdi. Evleri ve iş yeri tamamen farklı bir yöndeydi ve bu bölge ıssız ve neredeyse tenha bir yerdi. İlk başta yanılmış olabileceğimi düşündüm, ancak plaka numarası uyuyordu. Şüphelerimi gidermek için onu aramaya karar verdim.

— Maya, merhaba canım, neredesin?

Hemen cevap verdi. Sesi garip, gergin, sanki sakin olmaya çalışıyor ama başaramıyormuş gibiydi.

— Evdeyim. “Bir pasta yapmak istiyorum,” dedi.

İçgüdüsel olarak tekrar pencereden dışarı baktım ve arabasını biraz ileride gördüm. O anda yalan söylediğini anladım. Arabasını gördüğümü söylemek üzereydim ama içimde hoş olmayan bir şey hissettim ve kendimi ele vermemeye karar verdim.

“Harika, o zaman bu akşam uğrayacağım,” dedim sanki hiçbir şey olmamış gibi.

“Tamam, bekleyeceğim,” diye cevap verdi ve neredeyse hemen telefonu kapattı.

Telefonumu cebime koydum ve taksi şoföründen o arabayı takip etmesini istedim. O anda, sevgilisi olduğundan ve gizli bir buluşmaya gittiğinden emindim.
Yaklaşık on dakika araba sürdük. Maya’nın arabası göl kenarındaki eski bir köprüye doğru döndü ve durdu. Özellikle gündüzleri insanların nadiren ziyaret ettiği bir yerdi. Arabadan indiğini, etrafına baktığını ve bagajı açtığını gördüm.

Zorlukla büyük, eski, kahverengi bir bavul çıkardı. Maya bir kez daha etrafına bakındı, köprünün kenarına yürüdü ve bavulu sert bir hareketle suya attı.
Takside oturuyordum ve az önce olanları anlayamıyordum. Eğer sadece çöpse, neden bu kadar uzağa gidip normal bir çöp kutusuna atmak yerine göle atsın ki? Hiç mantıklı değildi.

Maya uzaklaşana kadar bekledim. Sonra taksi şoförüne ödeme yaptım ve suya indim. Bavul zaten akıntıya kapılmıştı ama kıyıya yakın bir yerde görmeyi başardım. Suya girdim, sapından tuttum ve büyük bir çabayla karaya çektim.
Bavulu açtığımda, içinde gördüklerim karşısında gerçek bir dehşete kapıldım 😲😱

Bavulun fermuarını titreyen parmaklarımla sonuna kadar açtığımda, içinden bir insan bedeni çıkmasını bekliyordum. Kalbim göğsümü parçalayacak gibiydi. Ama gördüklerim… beklediğimden bambaşka, ama bir o kadar da sarsıcıydı.

Bavulun içinde kan yoktu. Ceset yoktu. Onun yerine, kalın dosyalar, mühürlü zarflar, bir dizüstü bilgisayar, birkaç USB bellek ve eski fotoğraflar vardı. Hepsi özenle naylona sarılmıştı. İlk anda rahatlamam gerekirken, içime daha büyük bir korku çöktü. Çünkü bu, sıradan bir gizleme değildi. Bu bilinçli bir yok etme girişimiydi.

Islak ellerimle dosyalardan birini açtım. Üzerinde tanıdık bir logo vardı: oğlumun ortağı olduğu şirketin logosu. Belgeleri karıştırdıkça midem bulandı. Sahte imzalar, kara para transferleri, offshore hesap dökümleri… Ve en kötüsü: belgelerin bir kısmında oğlumun imzası vardı.

Dizlerimin bağı çözüldü, göl kenarına çöktüm. Maya neden bunları göle atıyordu? Oğlumu korumak için mi? Yoksa kendini mi?

Fotoğraflar daha da sarsıcıydı. Maya, gizli toplantılarda bazı karanlık tiplerle yan yana duruyordu. Bir karede, elinde o dizüstü bilgisayar vardı. Başka bir fotoğrafta ise, tartışırken çekilmişti — karşısındaki kişi açıkça tehditkâr görünüyordu. Fotoğrafların arkasına tarih atılmıştı. Hepsi son altı aya aitti.

O anda telefonum titredi. Maya arıyordu.

Bir an açmamayı düşündüm. Sonra, sakin olmaya çalışarak cevap verdim.
— Alo?

— Neredesin? dedi. Sesi titriyordu. Artık rol yapmıyordu.

— Eve dönüyordum, dedim. Sen?

Kısa bir sessizlik oldu. Sonra fısıltıya yakın bir sesle konuştu:
— Bavulu gördün mü?

İçimden geçen öfkeyi bastırmak için dişlerimi sıktım.
— Maya… o bavulda ne vardı?

Uzun bir nefes aldı.
— Her şey… dedi. Bizi mahvedecek her şey.

— “Bizi” derken kimi kastediyorsun?

— Kendimi ve oğlunu, dedi. Sonra ekledi: — Ve belki seni de.

O an taşlar yerine oturdu. Maya bir suçlu gibi değil, köşeye sıkışmış biri gibi konuşuyordu.

— Eve geliyorum, dedim. — Orada konuşacağız.

— Hayır! diye bağırdı. — Kimseye gösterme o bavulu. Polis dahil kimseye.

Telefon kapandı.

Bavulu tekrar kapattım ama bu kez göle atmadım. Taksiyle eve değil, kendi evime döndüm. Kapıyı kilitledim, perdeleri çektim. Dizüstü bilgisayarı açtım. Şifreliydi ama dosya adları görünüyordu. Bir klasörün adı dikkatimi çekti: “Sigorta.”

İçini açtığımda Maya’nın neden bu kadar korktuğunu anladım. Oğlum, ortakları tarafından yasadışı işlere sürüklenmişti. Başta farkında değildi. Sonra çıkmak istemişti. Ama tehdit edilmişti. Maya her şeyi öğrenmiş, gizlice kanıt toplamıştı. Bu belgeler onun tek kozuydu.

Ama bir şey ters gitmişti. Birileri Maya’nın bunu bildiğini fark etmişti. Bavulu yok etmek zorunda kalmasının sebebi buydu.

Sabaha karşı kapım çaldı.

Maya’ydı.

Gözleri kan çanağı gibiydi, saçları dağılmıştı. İçeri girer girmez çöktü.
— Yapabileceğim başka bir şey yoktu, dedi. — Oğlun ölmek üzereydi. Belgeleri kullanırsam onu öldüreceklerdi. Saklarsam, beni.

Sessizce bavulu masaya koydum.
— Artık yalnız değilsin, dedim. — Ama bu şekilde de kaçamazsın.

Gözlerime baktı.
— Ne yapacaksın?

Derin bir nefes aldım.
— Doğru olanı. Ama akıllıca.

Bir hafta sonra, belgeler anonim olarak savcılığa ulaştı. Oğlum, tanık koruma programına alındı. Maya da itirafçı oldu. Tehdit eden ağ çöktü; büyük bir operasyon yapıldı.

Aylar geçti.

Bir akşam, göl kenarından geçerken durdum. Su sakindi. O eski köprü hâlâ oradaydı. Maya’nın bavulu suya atarkenki görüntüsü hâlâ gözümün önündeydi.

Bazen insan, sevdiklerini korumak için korkunç hatalar yapar. Ama gerçek şu ki, gerçek ne kadar ağır olursa olsun, suya atıldığında yok olmuyor.

Sadece birinin onu sudan çıkarmasını bekliyor.

Genel

Yazı gezinmesi

Previous Post: Bir kanalizasyon işçisi basitçe borulardaki sıradan bir tıkanıklığı temizlemek istedi, ancak bunun yerine garip bir nesneyle karşılaştı. Ne olduğunu fark ettiğinde, dehşete düştü
Next Post: Kızım ve babası neredeyse her gün dondurma almaya gidiyorlardı
  • Karlı bir otoyolda lastiği patlamış yaşlı bir çifte yardım etmek için durmuştum—bir hafta sonra televizyonda gördüklerim hayatımı altüst etti.
  • Kızım ve babası neredeyse her gün dondurma almaya gidiyorlardı
  • Gelinimin eski kahverengi bir bavulu derin bir göle attığını yanlışlıkla gördüm: Bu bana hemen çok garip geldi ve bavulu sudan çıkardığımda içindekiler karşısında dehşete düştüm
  • Bir kanalizasyon işçisi basitçe borulardaki sıradan bir tıkanıklığı temizlemek istedi, ancak bunun yerine garip bir nesneyle karşılaştı. Ne olduğunu fark ettiğinde, dehşete düştü
  • 16 yaşındayken, geceleyin evimiz alev aldı. Babam beni ön kapıdan dışarı çekti. Annemi ve dedemi çağırmaya gitti. Ama geri dönmediler. Yangın üçünü de aldı.

Copyright © 2026 .

Powered by PressBook WordPress theme