
O sabahki davranışları bir dönüm noktasıydı. Sadece bir kova su değildi; atılan bir meydan okumaydı, artık görmezden gelinemeyecek bir meydan okumaydı. İki seçeneğim olduğunu fark ettim: Onun düşmanlığına sessizce katlanmaya devam etmek ya da kendimi ve oğluyla paylaştığım sevgiyi savunmak.
Bu yeni berraklığın verdiği güçle, onunla yüzleşmek için merdivenlerden indim. Kocam çoktan yemek odasına girmiş, sanki sıradan bir sabahmış gibi kahvesini yudumluyordu. Saçlarım hâlâ nemli ama gözlerim kararlılıkla parıldarken beni görünce gözleri şaşkınlıkla açıldı. Go’rsele ilerleyn devamı sonrakı sıayfada..
