Üç Aylık Hamileyken Kocam, “İmzala, Acelem Var.” Dediği İçin Ondan Boşandım.
“İşte o an, on yıldır sakladığım gerçeğin yalnızca benim sırrım olmaktan çıkacağını anladım.”
Cenk mikrofonu elinde tutarken salon öylesine sessizleşmişti ki, birkaç sıra arkamdaki birinin sandalyesini kıpırdatışı bile duyuluyordu.
Ben nefes almayı unutmuş gibiydim.
Aras ise babasının yüzündeki ani değişimin nedenini anlamaya çalışıyordu.
Cenk dudaklarını araladı.
“Bu genç arkadaşımızın projesi…” dedi, fakat sesi çatladı.
Bir an durdu.
Sonra mikrofonu biraz aşağı indirdi.
Gözleri hâlâ bendeydi.
Ben başımı çok hafif biçimde iki yana salladım.
Orası bunun yeri değildi.
Aras’ın başarısının kutlandığı bir günde, oğlumun hayatını herkesin önünde paramparça etmesine izin veremezdim.
Cenk mesajımı anlamış olmalıydı.
Yutkundu ve yeniden konuşmaya başladı.
“Bu genç arkadaşımızın projesi yalnızca yaratıcı değil, aynı zamanda geleceğe dair büyük bir sorumluluk duygusu taşıyor. Kendisini tebrik ediyorum.”
Salondan alkış yükseldi.
Ama Cenk artık alkışları duymuyordu.
Ödülü Aras’a verdi.
Aras gülümseyerek teşekkür etti.
Fotoğraflar çekildi.
Ve tören boyunca Cenk birkaç metre ötemde durmasına rağmen bir kez bile bana yaklaşmadı.
Ta ki salon boşalmaya başlayana kadar.
Aras okul arkadaşlarıyla fotoğraf çektirirken arkamdan o sesi duydum.
“Nilay.”
On yıl.
Tam on yıl sonra ismimi onun ağzından duymak beklediğimden daha ağır geldi.
Yavaşça döndüm.
Cenk karşımda duruyordu.
Saçlarının kenarlarına hafif kırlar düşmüştü. Yüzü daha sert görünüyordu ama gözlerinde ilk kez tanıdığım o eski kendinden emin adam yoktu.
“Konuşmamız gerekiyor.”
“Hayır,” dedim.
“Nilay…”
“Burada değil.”
Bakışlarını Aras’a çevirdi.
“O benim oğlum mu?”
Soruyu o
Bir Yorum Yazın