Oğlum Okul Boyunca Zorbalığa Uğradı
Oğlum o devasa kapılardan içeri adım attığında, eski zorbalarının yüzlerindeki o şaşkın ifadeyi görmek her şeye değerdi. Ama sadece beş dakika sonra oğlumun yapacağı o hamleyi, o salondaki hiç kimse hayal bile edemezdi.
Lüks otelin balo salonunda müzik çalıyor, kadehler tokuşturuluyor ve on yılın getirdiği sahte başarı hikayeleri havada uçuşuyordu. Oğlum Cihan, üzerine tam oturan lacivert takım elbisesiyle, kendinden emin ve son derece sakin adımlarla içeri girdiğinde, salondaki uğultu bir anlığına kesildi. Onu ilk fark eden, lise yıllarında hayatı ona zindan eden çocukların elebaşı olan Burak oldu. Burak, elindeki içki bardağıyla, etrafındaki her zamanki yancı grubuyla birlikte Cihan'a doğru yaklaştı. Yüzünde o yıllar öncesinden kalma, aşağılayıcı ve sinsi gülümseme vardı. "Vay canına," dedi Burak, sesini bilerek yükselterek. "Biz de postacı davetiyeni kaybetti sanıyorduk Cihan. Oysa seni unutmuştuk, ne işin var burada?"
Etraftakilerden birkaç kıkırdama koptu. On yıl geçmişti ama bazı insanlar ruhlarındaki o çirkinlikten bir adım bile öteye gidememişti. Cihan ise eskisi gibi başını öne eğmedi. Gözlerini kaçırmadı. Sadece hafifçe gülümsedi ve göz ucuyla saatine baktı.
Tam o sırada, sahnedeki mikrofonun tiz sesi salonu doldurdu. Gecenin organizatörü ve aynı zamanda şehrin ticaret odası başkanı olan adam boğazını temizleyerek konuşmaya başladı. "Değerli mezunlar, bu gece sadece geçmişi anmak için değil, aynı zamanda şehrimizin geleceği için de buradayız. Bildiğiniz gibi, birçoğunuzun çalıştığı, şehrimizin en büyük sanayi ve teknoloji üretim tesisi geçtiğimiz ay iflasın eşiğinden döndü ve devredildi. Bugün, bu salonun masraflarını karşılayan ve tesisleri satın alarak yüzlerce insanın işini kurtaran o vizyoner yeni patronu, şirketler grubunun kurucusunu sahneye davet etmek istiyorum. Kendisi aynı zamanda sizin dönem arkadaşınız!"
Salonda bir anda heyecanlı fısıldaşmalar başladı. Herkes birbirine bakıyor, aralarından kimin bu kadar büyük bir servete ve güce ulaşmış olabileceğini tahmin etmeye çalışıyordu. Burak bile ceketini ilikleyerek sahneye doğru dönmüştü; ne de olsa çalıştığı şirketin yeni sahibi oradaydı ve ona yaranması gerekiyordu.
devamı sonraki sayfada...