Sana her ay emekli maaşımın sekiz bin lirasını veriyorum

Hikayenin devamı:

— Gerçekten mi? — diye sordu Ahmet, sandalyesini yavaşça geriye iterken. — Avukatın sana ne dedi peki? Bana para mı ödemem gerekiyor, anne? Temettü mü çıkarıyor şimdi bize? — Evet. Üç yıldır bana tek kuruş ödemedin. Bu parayı sana hediye etmedim. İşine yatırım yaptım. Şimdi sadece hakkımı istiyorum. Ahmet çocukça bir şey duymuş gibi iç çekti: — Anne, bu komediye gerek yok. O belgeler sadece formaliteydi. Sen noterden isteyince ben imzaladım. Ama bunların bir değeri yok. — Var, — dedi Elif kararlılıkla. — Resmi kayıtlarda adım geçiyor. Eğer beni Kübra’nın önünde küçük düşürdüysen, bunu tolere ederdim. Ama şimdi bana ortak olarak hakaret ediyorsun. Ve biliyor musun Ahmet... bu kez geri adım atmayacağım. Sesi hâlâ sakindi ama içinde çelik gibi bir kararlılık vardı. Yıllardır şefkatle bastırdığı tarafı, acıyla birlikte uyanmıştı. — Allah aşkına anne, — diyerek alnını ovaladı. — Kübra’nın sağlığı bozuk, mide bulantıları var. Evde huzur istiyoruz. Sadece bir süre başka yerde kal. Sonra düzeltiriz. — Hayır. Bugünden itibaren bana kâr payını ödeyeceksin, payımı da ya nakit ya da mal olarak garanti edeceksin. Aksi halde şirketin hesapları dondurulur. Ahmet irkildi. — Bunu yapmazsın. Cesaret edemezsin. Elif, kararlı bakışlarla gözlerini dikti. — Çoktan yaptım, oğlum. Kübra yüksek sesleri duyup kapıya geldi. — Ne oluyor burada? — diye sordu sesi titreyerek.

— Kaynanan senin tehditlerin yüzünden işimi batırmaya karar vermiş, — dedi Ahmet sert bir tonla. — Para peşinde. — Para değil. Adalet, — dedi Elif. — Ve biraz saygı. Kübra dudaklarını bükerek, — Saygı, intikam uğruna köprüleri yakmayanlar içindir, — dedi. — Bu işe son verirsen elimizde hiçbir şey kalmaz, farkında mısın? — Kübra, — dedi Elif’in sesi buz gibiydi, — yeni bir hayata başlamak için bolca vaktiniz olacak. Benimse vaktim az. Savaş istemiyorum. Ama artık sessiz kalmam. Arkasını dönüp çıktı, cevap beklemeden. Adımları karanlık koridorda yankılandı. *** Sonraki günler sessizlik içinde geçti. Elif, Deniz’e haber verdi — dava açıldı. Şirkette panik başladı, çünkü hesaplar gerçekten dondurulmuştu. Bir hafta sonra “Ahmet Lojistik Türkiye”nin tırları park yerlerinde kalmış, sürücüler öfkeli, sözleşmeler iptaldi. Kübra geceleri ağlıyor, Ahmet bankalarla görüşmelere dalıyordu. Derken bir akşam Ahmet, annesinin yeni küçük evine geldi. Ne uyarı, ne Kübra yanındaydı. — Anne... kaybettim, — dedi sessizce, Elif’in kiraladığı iki odalı eski bir apartman dairesinin ortasında dururken. Avukat, misafirhane yerine bu evi bulmasına yardım etmişti; Boğaz’a yakın, küçük ama huzurluydu grsele ilerleyn devamı sonrki sayfda....

FOTO GALERİLER