NATO tatbikatının en kritik gecesinde tüm ekranlar karardı… Komutanlar panikle birbirine bakarken, günlerdir aşağılanan o genç asker sessizce ayağa kalktı. Kimse ona güvenmiyordu.
NATO'nun ortak özel kuvvetler eğitiminde sistemler aniden çökmüş, yabancı subaylar ve komutanlar ne yapacaklarını şaşırmıştı. Günlerdir "Buradan git, bu iş sana göre değil" diye aşağılanan çömez asker Oğuz ise sessizce ekranların başına geçmişti.
Birkaç dakika sonra yaptığı analiz, bütün salonu ayağa kaldırmıştı.
Ama asıl şok, sistem kayıtlarında ortaya çıkan gizemli isimle yaşanmıştı.
Serkan Başçavuş o ismi görünce bir adım geri çekilmiş, yüzü bembeyaz kesilmişti.
Ve tam o sırada üs genelinde alarm sirenleri yeniden çalmaya başlamıştı.
Komuta merkezindeki herkes donup kalmıştı.
Ekranda kırmızı harflerle tek bir satır görünüyordu:
"Yetkisiz erişim tespit edildi."
Altta ise bir kullanıcı adı vardı.
"KARTAL-17"
Yabancı subaylardan biri şaşkınlıkla ekrana yaklaştı.
—Bu kullanıcı eğitim sisteminde kayıtlı değil.
Başka bir subay hızlıca veri tabanını açtı.
—Hayır... kayıtlı. Ama sekiz yıl önce silinmiş görünüyor.
Odada uğultular yükselmeye başladı.
Ben ise satırlara dikkatle bakıyordum.
Bir şeyler doğru değildi.
Kullanıcının sisteme giriş yaptığı saat ile sistem arızasının başladığı saat arasında tam otuz saniye vardı.
Bu tesadüf olamazdı.
Serkan Başçavuş birden bağırdı.
—Herkes sakin olsun!
Ama sesi eskisi kadar güçlü çıkmıyordu.
Komutanlardan biri ona döndü.
—Bu kullanıcıyı tanıyor musun?
Serkan birkaç saniye sustu.
Sonra istemeden cevap verdi.
—Eskiden burada görev yapan bir personeldi.
—Nerede şimdi?
—Öldü.
Odada sessizlik oluştu.
Öldüğü söylenen bir askerin kullanıcı hesabı birkaç dakika önce sisteme giriş yapmış görünüyordu.
Yabancı subaylar birbirlerine bakmaya başladı.
Durum artık sıradan bir eğitim sorunu olmaktan çıkmıştı.
Ben yeniden ekranlara döndüm.
Sistemin yedek kayıtlarını incelemeye başladım.
Birkaç dakika sonra ilginç bir ayrıntı yakaladım.
Giriş yalnızca ana sistemden yapılmamıştı.
Dışarıdaki haberleşme kulelerinden biri de aktif görünüyordu.
Normalde tatbikat sırasında kapalı olması gereken bir kule...
Kalbim hızlandı.
—Komutanım, kule üç aktif.
Herkes bana döndü.
—Emin misin?
—Evet.
Bir albay hemen emir verdi.
—Güvenlik timi kule üçe gitsin!
Silahlı ekipler birkaç dakika içinde karanlık araziye doğru hareket etti.
Komuta merkezinde gergin bekleyiş başladı.
Dakikalar saat gibi geçiyordu.
Sonunda telsiz sesi duyuldu.
—Kule üçte bir kişi tespit edildi!
Herkes nefesini tuttu.
—Kim?
Telsizde kısa bir sessizlik oldu.
Sonra cevap geldi.
—Sivil kıyafetli bir erkek. Kaçmaya çalışıyor!
Komuta merkezinde hareketlilik başladı.
Haritalar açıldı.
Takip ekipleri yönlendirildi.
Ben ise ekrandaki verileri incelemeye devam ediyordum.
Kaçan kişinin hareket rotası dikkatimi çekti.
Rastgele değildi.
Sanki üssün bütün kör noktalarını biliyordu.
Bu bilgiye yalnızca içeriden biri sahip olabilirdi.
Tam bunu düşünürken Serkan Başçavuş'un yüzüne baktım.
Gözlerini kaçırıyordu.
İlk kez ondan şüphelenmeye başlamıştım.
Bir saat sonra güvenlik ekipleri geri döndü.
Kaçan şahıs yakalanmıştı.
Adam içeri getirildiğinde odadaki herkes şaşkınlığa uğradı.
Yaklaşık altmış yaşlarında, sakallı bir adamdı.
Ama Serkan Başçavuş onu görünce donup kaldı.....