Adam yatağın yanına eğildi ve sahte bir üzüntüyle…

Doktorlar, karısının en fazla üç günü kaldı dediğinde, adam yatağın yanına eğildi ve sahte bir üzüntüyle, buz gibi bir gülümseme eşliğinde yakında her şeyin kendisine kalacağını fısıldadı. Kaderi yendiğini sanıyordu. Oysa “itaatkâr” sandığı karısının uysal bakışlarının ardında, en küçük ayrıntısına kadar düşünülmüş soğuk ve kusursuz bir plan çoktan şekillenmeye başlamıştı. Lucía’nın hastane odasındaki o kapkaranlık sessizlik, bir sonun değil, aslında dehşet verici bir adaletin başlangıcıydı. Alejandro kapıyı arkasından kapatıp koridorda timsah gözyaşları dökmeye başladığında, Lucía gözlerini tamamen açtı. Karşısında duran ve şaşkınlıktan donakalan genç hemşire Carmen Ruiz’in bileğini sıkan parmakları, bir ölünün değil, avını kapmaya hazırlanan bir avcının parmaklarıydı.

Lucía, genç hemşirenin korku dolu gözlerine bakarak sesini fısıltıya ayarladı. "Kocam Alejandro, benim hiçbir şeyin farkında olmadığımı sanıyor," dedi. "Aylardır karaciğerimi yavaş yavaş bitiren o güya şifalı bitki çaylarını, kendi elleriyle hazırladığı vitaminleri bana içirirken arkasında hiç iz bırakmadığını düşünüyor. Ama yanılıyor. Ben onun beni zehirlediğini iki ay önce, kendi yaptırdığım gizli tahlillerle öğrendim. Bu hastaneye yatmam, onun zafer sarhoşluğuna kapılıp en büyük hatasını yapması içindi." Carmen, duydukları karşısında dehşete düşmüştü. Meslek etiği ile korku arasında gidip gelirken, Lucía ona reddedemeyeceği bir teklif sundu. Alejandro’nun hastane yönetimine sızdırdığı rüşvetçi doktorun verdiği ağır sakinleştiricileri, Carmen gizlice panzehir ve besleyici serumlarla değiştirecekti. Carmen büyük bir risk aldı ama Lucía’nın gözlerindeki o sarsılmaz irade ona aradığı cesareti verdi. Devamı diğer sayfada..

FOTO GALERİLER