Bir gün kadının biri kocasını aldatır ve o sırada çocuğunu olayı görmesin diye dolaba koyar ve oynasın diye eline bir ayı verir.

Dolabın içi zifiri karanlık, havasız ve naftalin kokuluydu. Kadının sevgilisi, zar zor sığdığı bu daracık alanda nefes bile almaya korkarken, bacağına dokunan küçük ellerle irkildi. Gözleri karanlığa alıştığında, hemen yanına bağdaş kurmuş oturan ve elindeki pelüş ayıyı ona doğru uzatan küçük çocuğu fark etti. Çocuğun az önce fısıldadığı cümle, dışarıdaki kocanın ayak sesleri kadar ürkütücüydü.

Adam panikle işaret parmağını dudaklarına götürdü, gözlerini kocaman açarak fısıldadı:
— "Şşş! Sus ufaklık, ne olur sessiz ol. Baban duyacak bizi!"

Çocuk omuz silkti, son derece sakin ve kararlı bir ses tonuyla, dışarıdan duyulabilecek bir seviyede tekrarladı:
— "Almazsan bağırırım. Amca, ben sana bu ayıyı satacağım."

Adamın alnından soğuk terler boşanmaya başladı. Dışarıda, yatağın hemen yaylarının gıcırdadığını ve kocanın keyifli bir iç geçirdiğini duyabiliyordu. Yakalanırsa sonunun hiç iyi olmayacağını çok iyi biliyordu. Çaresizce elini cebine attı.
— "Tamam, tamam..." diye fısıldadı titreyen bir sesle. "Ne kadar istiyorsun bu ayı için?"

Çocuk hiç düşünmeden cevap verdi:
— "Beş yüz lira."

Adam, pelüş bir ayı için istenen bu fahiş fiyat karşısında yutkundu ama itiraz edecek lüksü yoktu. Cebinden cüzdanını çıkardı, karanlıkta paraları elleriyle yoklayarak iki adet ikiyüzelli lira (ya da bir beş yüzlük banknot) bulup çocuğun küçük ellerine tutuşturdu. Ayıyı da kucağına aldı. Çocuk parayı cebine koyup sessizleştiğinde adam derin bir oh çekti. "Şimdi sadece kocasının uykuya dalmasını beklemeliyim," diye geçirdi içinden. ve sonra... Devamı SONRAKİ SAYFADA..

FOTO GALERİLER