Ebeveynlerimin Evini Satmamayı Seçtim

Boğazıma devasa bir düğüm oturdu. Babam, duvardaki yazının en sonuna ufak bir yönlendirme çizmişti:

"Şimdi, yatağımın durduğu köşeye, o her kış rüzgarı içeri alan eski ahşap pencerenin tam altına git. Üçüncü parke taşını bul. Orada, bu evin yaralarını saracak ve senin o güzel kalbini rahatlatacak olan emanet seni bekliyor."

Yazıyı okuduktan sonra dizlerimin bağı çözüldü. Odanın köşesindeki pencereye doğru adeta emekleyerek ilerledim. Zemindeki ahşap parkeler yılların etkisiyle kararmıştı. Birinci, ikinci ve üçüncü parke... Üçüncü parkenin kenarında diğerlerinde olmayan, ancak çok dikkatli bakıldığında fark edilebilecek ince bir oyuk vardı. Cebimden çıkardığım eski bir anahtarla parkeyi kenarından yavaşça kastırdım. Tahta, yılların verdiği yorgunlukla tiz bir ses çıkararak yerinden fırladı.

Altında karanlık, kare şeklinde küçük bir boşluk vardı. Titreyen ellerimi o soğuk boşluğun içine daldırdım ve parmaklarım ağır, metal bir nesneye temas etti. Bu, üzeri paslanmış, eski tip kalın bir çelik kasaydı. Kasayı güçlükle çekip çıkardım ve parkelerin üzerine koydum. Üzerinde küçük bir asma kilit vardı. Aşağı inip alet çantasından getirdiğim bir çekiçle, birkaç ağır darbe indirerek o paslı kilidi parçaladım.

Kasanın ağır kapağını geriye doğru ittiğimde gözlerime inanamadım. Kasanın içi, eski gazetelere özenle sarılmış kalın para desteleri ve küçük bez keselere doldurulmuş altınlarla ağzına kadar doluydu. Bunlar, babamın yıllar boyunca dişinden tırnağından artırarak, kimseye belli etmeden bizim için biriktirdiği gizli servetiydi. Paraların ve altınların tam ortasında, kenarları sararmış beyaz bir zarf duruyordu. Zarfın üzerinde sadece "Benim Vefalı Çocuğuma" yazıyordu. Titreyen ellerimle zarfı açıp içindeki notu çıkardım:

"Bu parayı ikinizin de lüks içinde harcaması için değil, bu evin ruhunu yaşatacak kişinin sırtındaki yükü almak için biriktirdim. Abin yeni evin parasını alıp kendi kolay yoluna gitmiş olabilir ama sen bizim tarihimizi ve sevgimizi seçtin. Bu kutudaki birikim, evin tüm tadilat masraflarını fazlasıyla karşılayacak ve üzerine kendi aileni bu duvarlar arasında rahatça büyütebileceğin bir gelecek sunacaktır. O dökülen çatıları onar, gıcırdayan zeminleri değiştir ve bu evi çocuklarının kahkahalarıyla doldur. Verdiğin kararla gurur duyuyorum."

O an, kasanın başında, kucağımda o paralar ve babamın son mektubuyla hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Aylardır içimi kemiren o şüphe, uykularımı kaçıran "Acaba hata mı ettim?" düşüncesi tamamen silinip gitmişti. Babam sadece bana maddi bir miras bırakmamış, aynı zamanda kalbimi, sadakatimi ve bu eve olan bağlılığımı en güzel şekilde ödüllendirmişti. Abim Burak her şeyi kağıt üzerindeki bir değer olarak görüp mantıklı olanı seçtiğini sanırken, ben kalbimi dinlemiştim. Bu eski duvar kağıdının ardında bulduğum sır ve bu yorgun zeminlerin altında yatan o derin ebeveyn sevgisi, çektiğim tüm zorluklara değmişti. Ailemin mirasını satmama kararım, hayatımda verdiğim en doğru karardı.

FOTO GALERİLER