Kayıp Geçmişin İzi

Akşam yemeğini hazırlarken çalan kapı, içimdeki endişeyi ikiye katlamıştı. 12 yaşındaki kızım Elif okuldan dönmesi gereken saati çoktan geçmişti ve ben meraktan deliye dönmek üzereydim. Kapıyı açtığım an olduğum yerde donakaldım. Karşımda, üstü başı yırtık pırtık içinde evsiz bir adam ve hemen yanında suçlu bir ifadeyle duran kızım vardı. Elif, korkuyla karışık bir sesle, "Anne, çok özür dilerim, okul servisini kaçırdım," dedi. Adam kibarca başını sallayarak araya girdi: "Onu birkaç kilometre uzakta, tek başına yürürken buldum. Telefonunun şarjı bitmişti ve evin yolunu kaybetmişti." Ona minnettar kalmıştım ama adamda beni derinden sarsan, tuhaf bir şekilde tanıdık gelen bir şeyler vardı. Yüzü yılların verdiği zorluklarla yıpranmış, sakalları birbirine karışmıştı. Yine de zihnimin bir köşesi, bu yabancıyı ısrarla geçmişten bir yerlerden hatırladığımı söylüyordu. İçerideki gerginliği dağıtmak için, "Biraz su ister misiniz?" diye sordum. Kısa bir tereddütten sonra kabul etti. Elif içeri süzülürken, ben adamla kapının eşiğinde baş başa kaldım. Sesi sakin, tavırları inanılmaz derecede nazikti. Ancak tam uzattığım su şişesini almak için kolunu ileriye doğru uzattığında, zaman aniden durdu. Sağ ön kolunun iç kısmında, tam bileğinin altında koyu renkli, hilal şeklinde bir doğum lekesi vardı. Devamı Diğer Sayfada..

FOTO GALERİLER