Bebekle geri döndü..

Reyna, İstanbul Devlet Hastanesi’nden yeni çıkmıştı. Bir elini sezaryen dikişinin üzerine bastırıyor, diğer eliyle ise henüz 3 günlük bebeği Mete’yi tutuyordu.

Akşam havası yağmur, egzoz kokusu ve köşedeki fırından gelen sıcak simit kokusuyla karışmıştı.

Her adımı içeriden ip çekiyormuş gibi acıtıyordu ama o sadece eve ulaşmayı düşünüyordu. Duş almak, bebeğini beşiğine yatırmak ve eşi İvan’ın hazırlaması gereken tavuk suyunu içmek…

Ama İvan aşağıda onu beklemiyordu.

Hastaneye de gelmemişti.

“Ofiste işler var,” demişti sadece bir mesajla.

Reyna cevap vermemişti. Artık tartışacak gücü kalmamıştı.

Bebeğini mavi bir battaniyeye sarıp taksiye bindi. Yanında bebek çantası ve hastane evrakları vardı. Şoför ona bakıp sordu:

“Bey nerede hanımefendi?”

Reyna zorla gülümsedi.

“Çalışıyor.”

Ama kelime ağzında ağır bir taş gibi kaldı.

Hamileliği boyunca İvan değişmişti. Telefonu hep ters durur, banyoya girip uzun uzun konuşurdu. Bir gün gömleğinde kadın parfümü kokusu bile gelmişti.

“Abartıyorsun,” demişti İvan soğuk bir sesle.

Reyna inanmak istemişti.

Çünkü bazı kadınlar, doğumdan önce kırılmamak için yalanlara tutunur.

Otobandan çıkan modern site İstanbul’un yeni yapılan bölgelerinden birindeydi. Ev aslında Reyna’nın ailesi tarafından alınmıştı. Tapu tamamen onun üzerineydi.

İvan evlenince taşınmıştı.

Kayınvalidesi Karmen ise onu hiç benimsememişti.

“Kadın dediğin ailesinin malıyla övünmez,” derdi her fırsatta.

Reyna susardı.

Ama o gün, 8. kata çıkıp dijital kilide şifreyi girdiğinde…

Işık kırmızı yandı.

Bir daha denedi.

Yine kırmızı.

Parmakları buz kesti. Devamı Sonraki Sayfada..

FOTO GALERİLER