Her gece, erkek kardeşimin eşi yastığını alıp odamıza gelirdi ve benimle eşimin arasına uzanırdı.
Hikayenin devamı:
Nasıl nefes almayı bıraktığımı hatırlamıyorum. Kalbim sanki bana ait değilmiş gibi, uzağımda bir yerlerde atıyordu. Elif kıpırdamıyor, sadece elimi tutuyordu; korku dokunuşla geçiyormuş gibiydi. Kapının altındaki ışık titriyordu — sanki birisi dışarıda, kapı aralığında ağır adımlarla dolaşıyordu. Soğuk, dikkatli bir bakış hissediyordum. Sonra her şey sustu. Işık kayboldu. “Çıt” — sanki bir düğme kapatılmış gibi. Karanlık bizi daha sıkı sardı. Elif yavaşça indi, fısıltıyla dedi: — Odadan çıkma. Asla. “Niye?” diye sormadım. Cevabın gerçeğimi paramparça edeceğini biliyordum. Sabah her şey normaldi. Zemindeki güneş ışığı, kahve kokusu, Elif’in gülümsemesi, Levent’in huzurlu hali. Sadece bir şey farklıydı — Levent’in gözleri sanki kırmızımsı, uykusuz gibiydi. Yine de neşeliydi, kahvaltısını yaptı, şakalaştı. Hiçbir şey, geçen gecenin gerçekten yaşandığını göstermiyordu. Ben sustum. Elif de sustu. Aramızda görünmez bir korku akımı dolaşıyordu. Kahvaltıdan sonra Murat’la konuştum, abisini fark ediyor mu, diye sordum. Başını sallayıp güldü: “Abla, çok büyütüyorsun. Levent sadece yorgun. Elif de heyecanlı — yeni hayat, yeni ev.” Ama o gece her şey tekrarladı. Aynı gıcırdayan merdivenler. Aynı sessiz adımlar. Bu kez saklanmadım. Bekledim. Kapının altındaki ışık titredi. Birinin burnundan ağır bir nefes çektiğini duydum — sanki kokluyordu. Elif elimi öyle sıkı tuttu ki tırnakları derimi yardı.
Birkaç saniye sessizlik. Sonra dışarıdan boğuk bir fısıltı geldi: — Uyuyorlar mı?.. — neredeyse anlaşılmaz. Dünya durdu. Elif, ancak duyamadığım kadar hafif bir sesle fısıldadı: — Cevaplarsan, içeri girer. Cevap vermedim. Dişlerimi sıktım, gözlerimi kapattım. Kalbim şakaklarımda vuruyordu. “Çıt.” Işık söndü. Ama adımlar kaldı. Koridorda uzaklaştı, sanki dışarıdaki kişi aşağıya doğru iniyordu. Sabah Elif’in sol kolu morluk içindeydi. Parmak izine benzer izler — ama çok, çok büyük. Tırnaklarının altında kan vardı. Nereden geldiğini bilmiyordu. İçimdeki his artık netti — canavar gerçekti. Ve aramızdaydı. Kontrol etmeye karar verdim. Levent şehir merkezine gittiğinde odamızı aramaya başladım. Işık çizgisinin düştüğü yerde zemin hafif yanmış gibiydi, biri sanki sıcak bir şeyle dokunmuştu. Kapının hizasında duvarda küçük, karanlık izler vardı — parmak izi gibiydi. Ama uzun. Çok uzun. Akşama doğru artık hiçbir şüphem kalmamıştı. Levent her şeyi biliyordu. Görüyor, duyuyor ama bilmiyormuş gibi davranıyordu. Bu, korkumu daha da büyüttü grsele ilerleyn devamı sonraki syfada....