Lise aşkımla 72 yaşında evlendim
Ekranda Kemal belirdi.
Bir an için kalbim yerinden çıkacak sandım.
Sanki yeniden karşımdaydı.
"Bu videoyu izliyorsanız, muhtemelen çocuklarım Elif'e zorluk çıkarıyordur."
Salonda sessizlik oluştu.
Kemal devam etti:
"Elif benim servetimle ilgilenmedi. Ona evlenme teklif ettiğimde banka hesaplarımın ayrıntılarını bile bilmiyordu."
Çocukları başlarını öne eğmeye başladı.
"Benim son yıllarımı mutlu geçirmemi sağlayan kişi odur."
Sonra doğrudan kameraya baktı.
"Çocuklarım bunu duyuyorsa, annenizi sevdiğim kadar Elif'i de sevdim. Bu bir ihanet değil. Hayatın bana verdiği ikinci bir şanstı."
Salon tamamen sessizdi.
Hakim kararını açıkladığında dava reddedildi.
Kemal'in hazırladığı tüm düzenlemeler geçerli sayılmıştı.
Mahkeme çıkışında çocukları yanıma geldi.
Aylar önceki öfkeleri artık yoktu.
Özellikle kızı gözlerini kaçırıyordu.
"Babamın videoda söylediklerini bilmiyordum," dedi.
Cevap vermedim.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra titrek bir sesle ekledi:
"Belki sana haksızlık ettik."
Bu bir özür değildi.
Ama bir başlangıçtı.
Aradan iki yıl geçti.
Bugün göl kenarındaki çiftlik evinin verandasında otururken gün batımını izliyorum.
Bahçede çocuklar oynuyor.
Kemal'in torunları.
Bazen hafta sonları beni ziyaret ediyorlar.
Duvarın üzerinde gençlik fotoğrafımız duruyor.
1972 yazında çekilmiş.
Kemal'in kolu omzumda.
Yüzümüzde dünyaya meydan okuyan bir gülümseme.
O bana bir zamanlar pırlanta yüzük alacağına söz vermişti.
Gerçekten aldı da.
Ama geride bıraktığı en değerli şey ne malikâneydi ne de servetti.
Bana verdiği şey, yarım kalmış bir aşkın bile onlarca yıl sonra yeniden filizlenebileceğini gösteren umuttu.
Ve her akşam gün batarken, fotoğrafa bakıp sessizce aynı şeyi söylüyorum:
"Bu kez beni yalnız bırakmadın Kemal. Bu kez gerçekten eve döndük."