Kaynana, müstakbel gelinini oğluna layık görmüyordu.

Yıllar önce Arda’yla evlenmek üzereymiş. Nurten Hanım onu da istememiş. Önce küçük hakaretlerle başlamış. Sonra tehditler gelmiş. En sonunda Selin, bir gece evinin önünde iki kişi tarafından zorla arabaya bindirilmiş. Uzak bir kasabaya götürülmüş. Kimliği, telefonu, parası alınmış. Ona, “Bir daha Arda’nın karşısına çıkarsan ailen zarar görür” denmiş.

— O zaman korktum, dedi Selin. Çok korktum. Arda’ya ulaşamadım. Herkes benim onu terk ettiğimi sandı. Ben de yıllarca saklandım.

Arda bu gerçeği duyduğunda hastane koridorunda yere çökmüş. Bunu bana hemşire söyledi. Onun için de yıkıcıydı. Sevdiği kadınlardan biri ölmüş, biri kaybolmuş, biri de annesi tarafından öldürülmeye çalışılmıştı.

Fakat asıl kırılma birkaç gün sonra yaşandı.

Polisler, Nurten Hanım’ın evinde eski bir sandık bulmuştu. Sandığın içinde kesilmiş fotoğraflar, tehdit mektupları, eski nişan yüzükleri ve Arda’nın hayatına giren kadınlarla ilgili notlar vardı. Her birinin yanına tek cümle yazılmıştı:

“Uygun değil.”

Benim fotoğrafımın üzerinde ise kırmızı kalemle yazılmış başka bir cümle vardı:

“Bu kez geç kalmayacağım.”

Bu kanıtlarla birlikte dava büyüdü. Eski trafik kazası yeniden açıldı. Kaza sanılan olayın, aracın fren sistemine bilinçli müdahale edilmesiyle gerçekleşmiş olabileceği ortaya çıktı. Nurten Hanım artık sadece benim olayım için değil, geçmişteki karanlık sırları için de yargılanacaktı.

Aylar sonra mahkeme salonunda onunla yeniden karşılaştım.

Saçları özenle yapılmıştı. Üzerinde pahalı bir ceket vardı. Ama gözlerindeki kibir hâlâ aynıydı. Beni görünce pişmanlık değil, öfke belirdi yüzünde.

Hakim ona son sözünü sorduğunda başını dik tuttu.

— Ben sadece oğlumu korudum, dedi.

Salonda buz gibi bir sessizlik oldu.

O an ayağa kalktım. Hakimden izin alıp konuşmak istedim. Sesim başta titriyordu ama sonra güçlendi.

— Hayır, dedim. Siz oğlunuzu korumadınız. Onu sevmeyi bilmiyordunuz. Sevgi, bir insanın hayatına giren herkesi yok etmek değildir. Sevgi, sahip olmak değildir. Sevgi, karşındakinin mutlu olmasına izin verebilmektir.

Nurten Hanım ilk kez gözlerini kaçırdı.

Dava sonunda ağır bir ceza aldı. Selin yıllar sonra adını temize çıkarabildi. Arda ise annesinin gölgesinden kurtulmak için uzun süre psikolojik destek aldı. Bizim ilişkimize gelince…

Onu affetmedim demek doğru olmaz. Çünkü suç onun değildi. Ama onunla evlenmedim. Bazı yaralar, sevgiyle bile hemen kapanmıyordu. Ona veda ederken sadece şunu söyledim:

— Sen kötü biri değilsin Arda. Ama ben artık korkunun içinde bir hayat kuramam.

Bir yıl sonra, aynı şehirde küçük bir danışmanlık merkezi açtım. Şiddet, baskı ve aile tehdidi yaşayan kadınlara destek olmaya başladım. Kapımın girişine küçük bir tabela astım:

“Hayatta kalmak son değil, yeniden başlamak için ilk adımdır.”

Bazen geceleri o gökdelenin önünden geçiyorum. Yukarı bakıyorum. İçim ürperiyor ama artık korkmuyorum. Çünkü o gece beni aşağı iten kadın, benim sonumu hazırladığını sandı.

Oysa ben düşerken ölmedim.

Ben düşerken uyandım.

Ve bazı insanların karanlığı, ancak birinin hayatta kalmaya cesaret etmesiyle ortaya çıkar.

FOTO GALERİLER