Eski eşimin yeni karısı kızıma o kadar iyi davranıyordu ki herkes ona teşekkür etmem gerektiğini söylüyordu… Ta ki 10 yaşındaki kızım bana hayatım boyunca unutamayacağım o soruyu sorana kadar.

"Sonra istemeden bir hata yaptım."

"Nasıl bir hata?"

"Bir gün bana 'Keşke iki annem olsa.' dedi."

Boğazım düğümlendi.

"Ben de gülerek, 'Olabilir, ben de seni kendi kızım gibi seviyorum.' dedim."

Sessizlik çöktü.

"O günden sonra bana daha çok bağlandı."

Seda'nın gözleri dolmuştu.

"Ama hiçbir zaman senin yerini almak istemedim."

Çekmeceden küçük bir defter çıkardı.

"Bak."

Defter, Elif'in birlikte yapmak istediği şeylerin listesiydi.

Sayfaların çoğunda benim adım yazıyordu.

"Annemle kurabiye yapmak."

"Annemle denize gitmek."

"Annemin saçımı örmesi."

"Sana bunları göstermedim çünkü seni incitmek istemedim."

Sayfaları çevirirken gözlerim doldu.

Son sayfada ise küçücük bir not vardı.

"Keşke annem ile Seda teyze arkadaş olsa."

O an her şeyi anladım.

Elif iki farklı hayat yaşamak zorunda kalmıştı.

Bir evde annesini mutlu etmeye çalışıyor, diğer evde babasını.

Hangimizi daha çok sevdiğini seçmeye çalışmıyordu.

İkimizi de kaybetmekten korkuyordu.

Seda sessizce konuştu.

"Son zamanlarda bir hata yaptığımı fark ettim."

"Ne hatası?"

"Elif bana bir şey sorduğunda hep cevap vermeye çalıştım. Ödevine yardım ettim, saçını yaptım, her ihtiyacını karşıladım. Farkında olmadan sana ait bazı anları da doldurmaya başladım."

Başını öne eğdi.

"Bu doğru değildi."

İlk kez ona öfke duymadığımı hissettim.

Çünkü söyledikleri samimiydi.

Murat da derin bir nefes aldı.

"Ben de kolay yolu seçtim. Aranızdaki dengeyi kurmak yerine her şey yolundaymış gibi davrandım."

O akşam saatlerce konuştuk.

İlk kez birbirimizi suçlamadan...

İlk kez gerçekten Elif'in ne hissettiğini düşünerek...

Bir aile terapistinden destek almaya karar verdik.

Ayrıca bazı kurallar belirledik.

Elif'in önemli okul etkinliklerine mümkün olduğunca birlikte katılacaktık.

Anneler Günü yalnızca benimle kutlanacaktı.

Seda ise kendisini her zaman "Seda teyze" olarak tanıtacak, annelik rolünü benim yerime üstlenmeye çalışmayacaktı.

Birkaç hafta sonra Elif'i parka götürdüm.

Bankta otururken bana yaslandı.

"Anne..."

"Efendim güzel kızım?"

"Geçen gün sana sorduğum soru seni çok üzmüş müydü?"

Gülümsedim.

"Biraz üzülmüştüm."

Başını önüme eğdi.

"Ben seni değiştirmek istemedim."

Onu sımsıkı kucağıma aldım.

"Biliyorum."

"Küçükken iki evim olduğu için bazen kafam karışıyor."

"Bu çok normal."

Bir süre sessiz kaldık.

Sonra cebinden küçük bir resim çıkardı.

Resimde üç kadın vardı.

Altına çocuk yazısıyla şunları yazmıştı:

"Benim bir annem var. Bir babam var. Bir de beni seven Seda teyzem var."

Gözlerim yeniden doldu.

O gün şunu öğrendim:

Bir çocuğun kalbinde sevgi paylaşılınca azalmaz.

Ama büyüklerin görevi, o sevginin birbirine rakip olmasına izin vermemektir.

Ben Elif'in annesiydim ve bunu hiçbir zaman kimse değiştiremezdi.

Seda ise sonunda bunu anlamış, ben de onun düşmanım olmadığını görmüştüm.

O günden sonra Elif artık iki ev arasında sıkışmış bir çocuk değil, onu seven bütün yetişkinlerin aynı tarafta olduğu güvenli bir dünyanın içinde büyümeye başladı.

FOTO GALERİLER