OĞLUM, GELİNİMİN GÖZLERİ ÖNÜNDE BANA 30 KEZ TOKAT ATTI… ERTESİ SABAH O, OFİSİNDE RAHATÇA OTURURKEN BEN YAŞADIĞINI SANDIĞI EVİ SATTIM

Telefonu çalmaya devam ediyordu. Hasan Yıldırım ekrana birkaç saniye baktıktan sonra sessizce telefonu cebine koydu. Emre'nin ilk kez bu kadar ısrarla aradığını görüyordu. Daha birkaç saat önce kendisini herkesin önünde aşağılayan oğlunun şimdi peş peşe araması tesadüf olamazdı.

Yaklaşık on dakika sonra bu kez Seda aradı. Ardından mesajlar gelmeye başladı.

"Babacığım, lütfen telefonu aç."

"Bir yanlış anlaşılma var."

"Kapıya insanlar geldi."

Hasan derin bir nefes aldı. Yıllardır inşaat sektöründe çalışırken öğrendiği en önemli şeylerden biri, en sağlam yapının bile temeli çürükse mutlaka çökeceğiydi. İnsan ilişkileri de farklı değildi. Saygı olmadan kurulan hiçbir aile ayakta kalamazdı.

Öğleden sonra avukatıyla birlikte satışın son evraklarını teslim ettikten sonra telefonunu açtı.

Karşı tarafta panik içinde konuşan Emre vardı.

"Baba, bunlar evi boşaltmamız gerektiğini söylüyor. Bir yanlışlık olmuş. Sen konuş da düzeltsinler."

Hasan sakinliğini bozmadı.

"Yanlışlık yok oğlum."

"Nasıl yok? Bu ev benim."

"Hayır. Sana oturma hakkı verdim. Sahiplik vermedim."

Telefondaki sessizlik birkaç saniye sürdü.

"Ne demek istiyorsun?"

"Tapu hiçbir zaman senin üzerine olmadı."

Emre'nin sesi titremeye başladı.

"Bunu bana nasıl yaparsın?"

Hasan ilk kez sesini biraz yükseltti.

"Ben mi sana bunu yaptım? Dün gece bana otuz kez tokat atan sen değil miydin?"

Telefonun diğer ucundan cevap gelmedi.

Hasan konuşmaya devam etti.

"Bir evladın babasına saygısını kaybetmesi, benim gözümde o evi kaybetmesinden daha büyük bir yıkımdır."

Telefon kapandı.

Akşama doğru Emre ve Seda, Hasan'ın mütevazı evinin kapısını çaldılar.

İkisi de sabahki özgüvenlerinden eser taşımıyordu.

Emre'nin gözleri şişmişti.

Seda ise ilk kez mahcup görünüyordu.

Kapıyı açan Hasan onları içeri davet etti ama kimse konuşmaya cesaret edemedi.

Sonunda Emre dizlerinin üzerine çöktü.

"Baba... Çok büyük hata yaptım."

Hasan sessizce onu izledi.

"Beni affet."

"Niçin?"

Emre başını kaldırdı.

"Çünkü sana vurduğum için."

Hasan başını iki yana salladı.

"Hayır Emre. Sen sadece bana vurmadın."

"O gece yıllarca verdiğim emeğe vurdun."

"Annene verdiğim söze vurdun."

"Beni baba yapan bütün hatıralara vurdun."

Ev yeniden sessizliğe gömüldü.

Bir süre sonra Seda konuştu.

"Biz paranın her şeyi çözdüğünü sandık."

Hasan acı bir tebessüm etti.

"Hayır kızım."

"Para sadece insanın gerçek karakterini ortaya çıkarır."

Emre gözyaşlarını tutamıyordu.

"Her şeyi düzeltmek istiyorum."

Hasan masanın üzerindeki eski kol saatini aldı.

Doğum günü gecesi yere düşen saat, küçük bir çizik dışında zarar görmemişti.

Saati Emre'nin avucuna bıraktı.

"Biliyor musun deden bu saati neden severdi?"

Emre başını salladı devamı sonrki syfada....

FOTO GALERİLER