Bilmeceler.org
  • Anasayfa
  • Genel
  • Bilgi
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Anasayfa
  • Bilgi
  • Foto Galeri
  • Genel

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok

Kızımın Okul Ücreti İçin Arabamı Satıp Geceleri Çalıştım

Yazar: • 06.04.2026 13:10

Selma, odanın bir köşesindeki koltukta oturmuş, rengi kireç gibi bembeyaz olmuş bir halde sessizce ağlıyordu. Karşısında sert bakışlı dekan, onun yanında ise son derece şık giyimli, kibirli genç bir kız ve o kızın babası olduğu her halinden belli olan, lüks bir takım elbise giymiş bir adam duruyordu. Adam arkasını dönüp bana baktığında, odanın içindeki tüm hava birden çekildi. Nefes alamadım.

Bu adam... Bizi on beş yıl önce beş parasız bir halde bırakıp giden, Selma'nın babası Ferhat'tan başkası değildi! Bizi terk ettikten sonra zengin bir kadınla evlenip bu gösterişli hayatı kurmuştu. Yanındaki o kibirli kız ise onun ikinci evliliğinden olan kızıydı. Ferhat beni gördüğü an olduğu yere çivilendi. Yüzündeki o kasıntı ifade saniyeler içinde şoka dönüştü. "Sen... Senin ne işin var burada?" diye kekeledi.

Dekan boğazını temizleyerek araya girdi. "Hanımefendi, Sayın Ferhat Bey üniversitemizin en büyük bağışçılarından biridir. Kızı Melis Hanım, Selma'nın bitirme projesinin aslında kendisine ait olduğunu iddia ediyor. Dosyaların bir kopyası Melis Hanım'ın bilgisayarında daha önceden oluşturulmuş görünüyor. Kurallarımız gereği..."

"Yalan söylüyorlar anne!" diye feryat etti Selma ayağa kalkarak. "O proje için son altı aydır kütüphanede sabahladım. O kız ise sadece parasıyla bölüm geçiyor. Projemi ortak okul ağından gizlice çalıp kendi dosyasına kopyalamış!"

Ferhat öfkeyle öne atıldı. "Benim kızım hırsızlık yapmaz! Asıl senin bu sefil kızın, bizim itibarımızı kullanarak bir yerlere gelmeye çalışıyor!"

İşte o an, yıllarca içimde biriktirdiğim, sustuğum, yutkunduğum her şey devasa bir öfkeye dönüştü. Ben bu kız okusun diye arabamı satmış, soğuk kış gecelerinde ellerim çatlayana kadar temizlik yapmış, uykusuzluktan bayılacak hale gelmiştim. Bu adamın, geçmişimizi çaldığı yetmiyormuş gibi şimdi de kızımın onurunu ve emeğini çalmasına asla izin vermeyecektim!

Ferhat'ın tam karşısına geçtim, gözlerimin içindeki o yıkıcı ateşle ona baktım. "Senin paran bu okuldaki bazı kapıları açabilir Ferhat," dedim buz gibi bir sesle. "Ama benim kızımın zekasını ve emeğini satın alamaz! O tez, benim kızımın uykusuz gecelerinin, sattığım arabamın ve nasır tutmuş ellerimin eseridir!"

Ardından dekana döndüm. Zerre kadar boyun eğmeden masaya yumruğumu vurdum. "Kızımın bilgisayarındaki dijital ayak izlerinin, bulut sunucularındaki otomatik yedekleme tarihlerinin ve yerel IP log kayıtlarının üniversitenizin bağımsız Bilgi İşlem departmanı tarafından derhal incelenmesini talep ediyorum! Sadece dosya oluşturma tarihine değil, kodların yazılma aşamalarındaki saniye saniye kaydedilen versiyon geçmişlerine bakılsın. Kimin hırsız olduğu o zaman bilimsel olarak ortaya çıkacaktır!"

Dekan kararlılığım karşısında afalladı. Ferhat'ın kızı Melis'in ise yüzü anında bembeyaz oldu, korkuyla babasının koluna yapıştı. "Baba... Bence uzatmayalım," diye fısıldadı titreyerek. Ama artık çok geçti. Dekan uzman ekipleri arayıp teknik incelemeyi başlattı.

Sadece bir saat sonra gelen rapor, her şeyi gün yüzüne çıkardı. Selma'nın projesi aylar öncesinden adım adım işlenmiş, şifrelenmiş versiyon geçmişleriyle doluydu. Melis'in ise projeyi sadece iki gün önce üniversitenin ortak ağına sızarak kopyaladığı, sunucu kayıtlarıyla kanıtlanmıştı. Odanın içindeki o ölüm sessizliği, Ferhat ve kızının içine düştüğü rezilliğin en güzel melodisiydi. Dekan binbir özür dileyerek Selma'nın mezuniyetini onayladı ve Melis hakkında okuldan uzaklaştırma kararı için disiplin soruşturması başlattı. Ferhat, kızını da alıp o odadan başı önde, rezil rüsva olmuş bir halde çıkıp giderken dönüp yüzüne bile bakmadım.

İki gün sonra... Kampüsün o devasa stadyumunda, binlerce kişinin önünde Selma adının anons edildiğini duydum. Yüksek onur derecesiyle, bölüm birincisi olarak sahneye yürüyordu. Cübbesinin içinde parlayan gözleriyle kalabalığın arasında beni buldu ve elindeki diplomayı havaya kaldırarak sadece benim duyabileceğim bir şekilde "Teşekkür ederim anne," dedi. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken gülümsedim. Uykusuz geçen onca gece, o soğuk otobüs durakları ve çektiğim her bir acı; o sahnede parlayan kızımla birlikte tamamen silinip gitmişti. Biz kazanmıştık.

← Önceki
2 / 2
Sonraki →

© 2026 Bilmeceler.org. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress