KOCAM, KEMOTERAPİ GÖREN 70 YAŞINDAKİ ANNEMİ BİZDE KALDIĞI SIRADA BODRUMDAKİ ŞİŞME YATAĞA YATIRMIŞTI.
“Adam elindeki dosyayı masaya bıraktı. Vedat dosyanın üzerindeki mührü görür görmez bembeyaz kesildi.”
Kapıda duran adam, yıllardır ailemizin mali işlerini takip eden avukat Selçuk Beydi.
Vedat onu elbette tanıyordu.
Hatta bu evi satın aldığımız dönemde tapu işlemlerinin büyük bölümünü de Selçuk Bey yürütmüştü.
Vedat birkaç saniye konuşamadı.
Sonunda zoraki bir gülümsemeyle,
“Selçuk Bey… hayırdır?” dedi.
Selçuk Bey ceketinin düğmesini açıp sakince masaya oturdu.
“Beni eşiniz çağırdı.”
Vedat hemen bana döndü.
“Ne için?”
Ben de karşısındaki sandalyeyi çektim.
“Bugün evin kime ait olduğunu çok merak ettiğini fark ettim. O yüzden bu konuyu netleştirelim istedim.”
Vedat kaşlarını çattı.
“Ne saçmalıyorsun? Ben sadece—”
“‘Bu evin erkeği benim,’ dedin.”
Sesi kesildi.
Selçuk Bey dosyayı açtı.
İlk belgeyi çıkardı ve masaya koydu.
“Bu evin tapu kaydı.”
Vedat öne doğru eğildi.
“Biliyorum. İkimizin adına.”
Selçuk Bey başını salladı.
“Hayır.”
Vedat’ın yüzündeki ifade değişti.
“Ne demek hayır?”
“Tapu yalnızca eşinizin adına.”
Salonda birkaç saniye mutlak bir sessizlik oldu.
Vedat önce Selçuk Bey’e, sonra bana baktı.
“Bu mümkün değil.”
“Gayet mümkün.”
“Biz bu evi evlendikten sonra aldık.”
“Evet.”
“Ben de para ödedim.”
Bu kez ben konuştum.
“Elektrik, su, market, günlük masraflar… Evet. Bunları birlikte ödedik.”
Vedat sesini yükseltti.
“Peşinatı da ben verdim!”
Selçuk Bey önündeki ikinci belgeyi çıkardı.
“Hayır. Peşinatın tamamı Saadet Hanım tarafından ödenmiş.”
Vedat’ın gözleri büyüdü.
Misafir odasında dinlenen annemin adının
Bir Yorum Yazın