OĞLUMUN NİŞANLISI, DÜĞÜNLERİNDE MAVİ GİYMEMEMİ RİCA ETTİ — AMA DÜĞÜN SALONUNA GİRİP ANNESİNİN ÜZERİNDEKİ ELBİSEYİ GÖRÜNCE OLDUĞUM YERDE KALDIM.
“Bu düğünde herkesin bilmesi gereken bir şey var…” dedi.
Sandalyemi geriye itip hızla ayağa kalktım.
“Batur, hayır!”
Ama artık çok geçti.
Çünkü oğlum mikrofonu eline almıştı.
Salondaki uğultu birkaç saniye içinde tamamen kesildi. Çatal bıçak sesleri sustu, garsonlar oldukları yerde yavaşladı, yüzlerce göz oğluma çevrildi.
Pelin’in yüzündeki şaşkın ifade ise yerini yavaş yavaş endişeye bırakıyordu.
Batur birkaç saniye konuşmadı.
Sadece salondaki insanlara baktı.
Sonra gözleri Pelin’in annesi Hülya’ya kaydı.
“Bugün burada evlenmek için bulunuyorum,” dedi. “En azından birkaç saat öncesine kadar öyle düşünüyordum.”
Salonda fısıltılar başladı.
Pelin hemen ayağa kalktı.
“Batur, ne yapıyorsun?”
Batur bu kez ona dönmedi bile.
“Ben yıllardır kavga etmekten kaçan biriyim. Annem bunu herkesten iyi bilir. Birisi sesini yükselttiğinde ben sesimi alçaltırım. Birisi diretirse orta yolu bulmaya çalışırım. Hep bunun olgunluk olduğunu düşündüm.”
Boğazım düğümlendi.
Çünkü oğlumun gözlerinin dolduğunu görebiliyordum.
“Ama bazen,” diye devam etti, “insan kavga çıkmasın diye sustukça karşısındaki kişi onun sınırlarının olmadığını sanıyor.”
Pelin’in yüzü gerildi.
“Yeter artık. Mikrofonu bırak.”
Batur ilk kez ona doğrudan baktı.
“Hayır Pelin. İlk kez sen bekleyeceksin.”
Bu söz salona buz gibi çöktü.
Pelin şaşkınlıktan ağzını açamadı.
Oğlum cebinden telefonunu çıkardı.
“Annem bugün mavi bir elbise giymek istemişti. Pelin onu arayıp mavi giymemesini söyledi. Çünkü mavi düğün konseptine aitmiş.”
Bazı misafirler Hülya’nın elbisesine bakmaya başladı.
Batur acı bir şekilde gülümsedi.
“Sonra annem buraya geldi
Bir Yorum Yazın