Okul aile birliği başkanı, kızımın başındaki örtünün “mezuniyet fotoğraflarını bozacağını” söyleyerek törene katılmamasının daha iyi olacağını söyledi — ben de ona o okulda kimsenin unutamayacağı bir ders verdim.
“Çünkü birkaç saniye sonra İlayda’nın bütün sınıf arkadaşları aynı anda ayağa kalktı ve öyle bir şey yaptı ki Sevda Hanım’ın yüzündeki ifade bir anda değişti…”
Önce ne olduğunu anlayamadım.
Salondaki yüzlerce insanın arasında sandalyelerin art arda gıcırdadığını duydum. İlayda’nın sınıfındaki öğrenciler, sanki önceden anlaşmış gibi aynı anda ayağa kalkmıştı.
Sonra ilk sıradaki kızlardan biri çantasından gümüş renkli bir eşarp çıkardı.
Ardından yanındaki.
Sonra bir başkası.
Birkaç saniye içinde sınıftaki kız öğrencilerin çoğu aynı renkte eşarpları omuzlarına ya da başlarına bağlamaya başladı. Erkek öğrenciler ise ceketlerinin ceplerinden gümüş renkli kurdeleler çıkarıp yakalarına taktılar.
Salonda önce derin bir sessizlik oldu.
Sonra fısıltılar yükseldi.
Ben şaşkınlıkla İlayda’ya baktım.
Kızım da en az benim kadar şaşkındı.
Ellerini ağzına götürmüş, gözleri dolmuştu.
Sınıf başkanı olan Doruk, bulunduğu sıradan çıktı ve sahneye doğru yürümeye başladı.
Elinde küçük bir karton vardı.
Görevlilerden biri önünü kesmeye çalıştı.
— Program devam ediyor, yerine geçmen gerekiyor.
Doruk durmadı.
— Bir dakika sürecek.
Sonra sahneye çıktı, benim birkaç dakika önce konuştuğum mikrofonun önünde durdu.
Sevda Hanım’ın yüzü iyice gerilmişti.
Okul müdürü Mithat Bey ise ne yapacağını anlamaya çalışıyordu.
Doruk mikrofona yaklaştı.
— Bu sabah buraya gelirken hepimiz mezuniyet fotoğraflarımızın güzel çıkmasını istiyorduk, dedi.
Salondan hafif bir gülüşme yükseldi.
Doruk devam etti:
— Sonra dün İlayda’nın törene gelmemesinin istendiğini öğrendik.
Sevda Hanım yerinden doğruldu.
— Bu doğru
Bir Yorum Yazın