YOL KENARINDA ÖLMEK ÜZERE OLAN BİR KADINA YARDIM ETMEK İÇİN DURDUM VE İŞE GEÇ KALDIĞIM İÇİN KOVULDUM — AMA MASAMI TOPLAMAK İÇİN OFİSE GERİ DÖNDÜĞÜMDE, HAYATIMI DEĞİŞTİRECEK BİR ŞEY BENİ BEKLİYORDU.
“Kartın üzerinde yazan şirket adını gördüğüm anda nefesim kesildi.”
O ismi tanıyordum.
Şehirde iş dünyasıyla uzaktan yakından ilgilenen herkes tanırdı.
Aydemir Holding.
Reklam, perakende, lojistik, turizm ve teknoloji alanında onlarca şirketi bulunan dev bir yapıydı. Bizim küçük ajansın yıllık cirosu, onların tek bir kampanyaya ayırdığı bütçenin yanına bile yaklaşamazdı.
Kartın altında ise kadının adı yazıyordu.
Sevil Aydemir – Yönetim Kurulu Başkanı.
Elimde olmadan başımı kaldırıp yüzüne baktım.
Sabah yol kenarında gördüğüm hâlinden eser yoktu.
Yüzü hâlâ biraz solgundu ama dik duruyor, son derece sakin görünüyordu. Üzerinde sade ama çok şık koyu renk bir takım vardı. Yanında duran adamlardan biri avukatı, diğeri ise asistanı olmalıydı.
Koray ise birkaç metre ötede sanki yer yarılsa da içine girse diye bekliyordu.
“Ben…” diyebildim sadece.
Sevil Hanım hafifçe gülümsedi.
“Sabah size teşekkür etmeye fırsatım olmadı.”
“Önemli değil,” dedim. “İyi olmanız yeterli.”
Kadının bakışları bir an yumuşadı.
“Doktorlar birkaç dakika daha geç kalınsa durumun çok farklı olabileceğini söylediler.”
Ofiste çıt çıkmıyordu.
Sabah yüzüme bile bakmayan herkes şimdi kulak kesilmişti.
Koray sonunda konuşmaya cesaret etti.
“Sevil Hanım, sanırım burada bir yanlış anlaşılma var.”
Kadın yavaşça ona döndü.
“Yanlış anlaşılma mı?”
Koray ellerini açtı.
“Sarp çok değerli bir çalışanımızdı. Sadece bu sabah önemli bir müşteri toplantısı vardı ve kendisi…”
“İnsan hayatı kurtardı,” dedi Sevil Hanım.
Koray sustu.
“Evet, ama şirket açısından…”
“Şirket açısından ne?”
Bir Yorum Yazın