İçeriğe geç
Yazı boyutu:
71 YAŞINDA EVLENMEYE KARAR VERDİĞİMDE ÇOCUKLARIM DÜĞÜNÜME GELMEYİ REDDETTİ — AMA TÖRENE KENDİLERİ YERİNE GÖNDERDİKLERİ ŞEY, GELİN BUKETİNİ ELİMDEN DÜŞÜRMEME NEDEN OLDU.

71 YAŞINDA EVLENMEYE KARAR VERDİĞİMDE ÇOCUKLARIM DÜĞÜNÜME GELMEYİ REDDETTİ — AMA TÖRENE KENDİLERİ YERİNE GÖNDERDİKLERİ ŞEY, GELİN BUKETİNİ ELİMDEN DÜŞÜRMEME NEDEN OLDU.

12.09.2026 tarihinde admin tarafından yazıldı — Kategori: Genel

kadınların hayatına aynı şekilde giriyor.

— Yalan söylüyor! diye bağırdı Şahin.

Ama artık kimse onun sesinden etkilenmiyordu.

Güldane bana kalın dosyanın içindeki fotoğrafları uzattı.

Birinde Şahin, benden yaşça biraz küçük bir kadınla restoran masasında oturuyordu.

Bir diğerinde başka bir kadının yanında aynı gülümsemeyle poz veriyordu.

Sonra gözüm üçüncü fotoğrafa takıldı.

Şahin’in parmağında aynı yüzük vardı.

Bana babaannesinden kaldığını söylediği yüzük.

Fotoğraftaki kadına da aynı yüzüğü uzatıyordu.

Elimi kaldırıp kendi parmağımdaki yüzüğe baktım.

Mideme bir yumruk yemiş gibi oldum.

— Bu yüzüğü… başka kadınlara da mı verdin?

Şahin cevap vermedi.

İşte o sessizlik, bütün açıklamalardan daha ağırdı.

Güldane acı bir gülümsemeyle,

— Bana da annesinden kaldığını söylemişti, dedi.

Parmağımdaki yüzüğü çıkarıp avucuma aldım.

Sonra Şahin’in önündeki masaya bıraktım.

— Benimle neden evlenmek istedin?

Bu kez yüzü sertleşti.

— Çünkü seni seviyordum.

— Bana doğruyu söyle.

— Söylüyorum.

— Hayır. Beni neden seçtin?

Şahin susunca dosyayı karıştırmaya devam ettim.

En arkada bankadan alınmış bazı belgeler vardı.

Çocuklarım son birkaç haftada araştırmış, Şahin’in geçmişte birlikte olduğu iki kadının ifadelerine ulaşmıştı.

Her ikisi de onunla ilişki kurduktan sonra büyük miktarlarda para kaybetmişti.

Birinin evini satmaya ikna etmişti.

Diğerinin hesabından para çekilmişti.

Güldane sessizce,

— Ben yıllar önce onun yüzünden babamdan kalan dükkânı kaybettim, dedi. Sonra ortadan kayboldu.

Şahin bana döndü.

— Nevra, çocukların seni bana karşı doldurdu. Senin paran umurumda bile değil.

Tam o anda çocuklarımdan neden sürekli söz ettiğini anladım.

Bizi ayırmak için değil.

Beni onlardan uzaklaştırmak için.

Son aylarda kızımla daha az görüşmeye başlamıştım.

Oğlum aradığında bazen telefonu açmıyordum.

Çünkü Şahin her defasında,

“Mutluluğunu kıskanıyorlar,” diyordu.

Bir insanı yalnız bırakmanın en kolay yolu, ona herkesin düşmanı olduğuna inandırmaktı.

Ben de buna izin vermiştim.

Bahçe kapısına baktım.

Çocuklarım hâlâ ortada yoktu.

İçim acıdı.

— Neden kendileri gelmedi?

Güldane bana baktı.

— Çünkü geleceğimi öğrenirse beni içeri almayacağından korkmuşlar. Ayrıca sen onların yüzünü görünce belgeleri okumadan yine Şahin’i savunabilirsin diye düşünmüşler.

Bu söz canımı yaktı.

Çünkü haklıydılar.

Birkaç gün önce aynı dosyayı oğlum uzatsaydı muhtemelen öfkelenip onu kapıdan çıkarırdım.

Şahin birden kolumdan tuttu.

— Buradan gidelim.

Kolumu çektim.

— Bana dokunma.

— Nevra, bu insanların önünde kendini küçük düşürme.

O cümle beni durdurdu.

Kendimi küçük düşürenin ben olduğunu düşünüyordu hâlâ.

Yavaşça ona döndüm.

— Ben küçük düşmedim, Şahin.

Sesim artık titremiyordu.

— Ben kandırıldım.

Bahçede tam bir sessizlik vardı.

— Ve utanması gereken kişi kandırılan değil, kandırandır.

Şahin’in yüzü değişti.

Giderek kontrolünü kaybettiği belliydi.

— Yetmiş bir yaşındasın! Bundan sonra seni kim bulacak sanıyorsun?

İşte o anda içimdeki son bağ da koptu.

Çünkü sevdiğini söylediği kadına, gerçekte nasıl baktığını bir cümlede göstermişti.

Ben onun için yalnız kalmaktan korkan yaşlı bir kadındım.

Başka hiçbir şey değildim.

Gülümsedim.

— Ben seni bulmadan önce de hayatımı yaşıyordum.

Sonra nikâh memuruna döndüm.

— Bu nikâh olmayacak.

Şahin önümde durmaya çalıştı.

— Nevra!

— Bitti.

İlk kez sesimi yükselttim.

— Evimden de hayatımdan da çıkacaksın.

Güldane gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

Sanki yıllardır beklediği bir cümleyi duymuştu.

Tam o sırada bahçe kapısından iki kişi girdi.

Oğlum ve kızım.

Beni gördüklerinde oldukları yerde kaldılar.

Oğlumun yüzünde endişe vardı.

Kızım ağlıyordu.

Şahin onlara bakıp alaycı bir şekilde,

— Memnun musunuz şimdi?

dedi.

Oğlum cevap vermedi.

Sadece bana baktı.

— Anne?

O tek kelimeyi duyunca kendimi tutamadım.

Yıllardır güçlü görünmeye çalışmıştım.

Kocam öldüğünde de.

Yalnız kaldığım gecelerde de.

Çocuklarımla tartışırken de.

Ama o anda dosya elimden kaydı ve ağlamaya başladım.

Kızım koşarak bana sarıldı.

— Özür dilerim, dedim.

— Hayır anne.

— Sizi dinlemedim.

Oğlum da yanımıza geldi.

— Biz senden haklı çıkmak istemedik, dedi. Sadece güvende olmanı istedik.

Başımı oğlumun omzuna yasladım.

Şahin arkasını dönüp bahçeden çıktı.

Kimse onu durdurmadı.

Sonraki haftalarda avukatlarla, ifadelerle ve belgelerle uğraştık.

Şahin’in benimle evlenmeden önce mal varlığımı ortaklaştırmam konusunda hazırladığı bazı evraklar da ortaya çıktı.

Ben fark etmeden önüme koymayı planladığı anlaşılmıştı.

Güldane ise yıllardır yarım bıraktığı boşanma işlemlerini yeniden başlattı.

Bir gün ona kahve içerken,

— Çocukların seni bulmasaydı belki hiçbirimiz gerçeği öğrenemeyecektik, dedi.

Haklıydı.

Ama benim öğrendiğim tek şey Şahin’in kim olduğu değildi.

Kendim hakkında da bir şey öğrenmiştim.

Yetmiş bir yaşında olmak, insanın sevilmeye ihtiyacı olmadığı anlamına gelmiyordu.

Ama sevilmek istemek de insanın gördüğü bütün uyarıları görmezden gelmesi gerektiği anlamına gelmiyordu.

Düğünden birkaç ay sonra güllerle dolu o bahçeye son kez gittim.

Eşyalarımı almak için.

Köşede nikâh günü çocuklarım için koyduğum iki sandalye hâlâ duruyordu.

Bir süre onlara baktım.

O gün boş kalmışlardı.

Ama şimdi düşündüğümde, aslında çocuklarım yanımdaydı.

Sadece benim göremediğim bir yerde durmuş, düşmemem için beni korumaya çalışmışlardı.

Yerden kurumuş bir gül yaprağı aldım.

Sonra oradan çıktım.

O gün gelin olamadım.

Ama hayatım bitmedi.

Aksine, uzun zamandır ilk kez kendi hayatıma geri döndüm.

Ve sonunda şunu anladım:

İnsan bazen yalnız kalmaktan korktuğu için yanlış kişiye tutunur. Oysa gerçek sevgi, seni herkesten koparan değil; düştüğünde seni yeniden sevdiklerine ulaştırandır.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir