Kızımı Tek Başıma Büyüttüm, Üniversiteden Mezun Olduğu Gün Her Şeyin Geride Kaldığını Sanıyordum… Ta ki Bir Yabancı Elime Eski Bir Zarf Verene Kadar

Üniversitenin hemen karşısındaki küçük kafeye doğru yürüdük. Merve sessizdi. Ben ise elimde hâlâ Murat'ın eski yüzüğünü sıkıyordum. İçeri girdiğimizde, cam kenarındaki masada bizi bekliyordu. Saçlarına aklar düşmüş, yüzü yılların izlerini taşıyordu ama onu ilk bakışta tanımıştım.

Bizi görünce ayağa kalktı.

"Teşekkür ederim geldiğiniz için," dedi.

Ben oturmadım.

"Yirmi iki yıl boyunca konuşmadın. Şimdi teşekkür mü ediyorsun?"

Başını öne eğdi.

"Haklısın."

Merve ise sandalyeye oturdu. Gözlerini babasından ayırmıyordu. O bakışta ne özlem vardı ne de nefret. Sadece cevap bekleyen bir insanın sessizliği...

Murat derin bir nefes aldı.

"Gitmek istemedim." dedi.

Bu cümleyi duyunca istemsizce güldüm.

"Bu kadar yılın ardından söyleyebildiğin tek şey bu mu?"

"Gerçekten gitmek istemedim."

Cebinden eski, yıpranmış bir dosya çıkardı. İçinden yıllar öncesine ait belgeler, birkaç fotoğraf ve hastane kayıtları vardı.

"Babam..." diye başladı.

"...beni tehdit etti."

Onun ailesini yıllar önce tanıyordum. Varlıklıydılar. Soyadlarına büyük önem veren, her şeyi kontrol etmeye çalışan insanlardı.

"Babam, seninle evlenirsem beni mirastan sileceğini söyledi. Sonra da başka bir şehre gönderdi. Telefonumu aldı. Seninle iletişim kurmama izin vermedi."

"Buna inanacağımı mı sanıyorsun?" dedim.

"İnanmak zorunda değilsin."

Dosyanın içinden annemin yıllar önce yazdığı mektubu çıkardı.

"Bu mektup bana hiç verilmedi."

Şaşkınlıkla baktım.

"Ne demek verilmedi?"

"Annem yıllarca saklamış. Ben bu mektubu sadece üç ay önce buldum."

Mektubun kenarında yaşlı bir kadının el yazısıyla yazılmış kısa bir not vardı.

"Bunu ona verme. Zamanla unutacaktır."

El yazısı gerçekten Murat'ın annesine aitti.

Bir an sessizlik oldu.

İlk defa anlattığı şeylerin bir kısmının doğru olabileceğini düşündüm.

Ama yine de cevabını alamadığım tek soru vardı.

"Peki sonra?"

"Reşit oldun. İş buldun. Kimse seni tutmuyordu."

Murat gözlerini kapattı.

"Korktum."

İşte gerçek buydu.

Tehdit değil.

Aile değil.

Para değil.

Korku...

Merve hafifçe başını salladı.

"Demek annemin söylediği doğruymuş."

Murat şaşkınlıkla kızına baktı.

"Ne söyledi?"

"Baba olmak için yeterince güçlü değildin."

Bu cümle kafedeki sessizliği paramparça etti.

Murat'ın gözlerinden yaşlar süzüldü.

"Her doğum gününde seni uzaktan izledim." dedi.

"İlkokula başladığını gördüm. Liseyi kazandığında da oradaydım."

Ben öfkeyle ayağa kalktım.

"Yani yıllarca bizi izledin ama kapıyı çalmadın?"

Sessiz kaldı.

Çünkü bunun cevabı yoktu.

Merve çantasından telefonunu çıkardı.

"Aylar önce bana yazdığında neden kim olduğunu söylemedin?"

"Önce beni tanımanı istedim."

"Hayır."

Merve ilk kez sesini yükseltti.

"Önce beni kendine alıştırmak istedin."

Murat konuşamadı.

Çünkü kızımız doğruyu söylemişti.

Kontrolü elinde tutmak istemişti.

Gerçeği kendi istediği zamanda açıklamak istemişti grsele ilerleyn devamı sonrki syfada....

FOTO GALERİLER