Anneleri öldükten sonra üç kızımı tek başıma büyüttüm… Ama kızlarımdan biri on altıncı yaş gününde bana uzattığı bir mektupla hayatımı altüst etti.

Mutfaktaki duvar saatinin tik takları, göğüs kafesimi döven kalbimin sesine karışıyordu. Elimdeki bulaşık süngeri yavaşça mermer tezgâha düştü; beyaz köpükler sönerken zaman durmuş gibiydi. Büyük kızım Merve’nin gözlerindeki o hesap soran, kırgın ama bir o kadar da korku dolu bakış içimi yaktı. "Bize annemizin on dört yıl önce öldüğünü söylemiştin," sözleri mutfakta yankılandı.

Merve’nin arkasından, merdivenlerin gölgesinden diğer iki kızım, Derin ve Masal da belirdi. Üçü de yukarıda bu sırrın etrafında toplanmış, aşağıya en cesurlarını göndermişlerdi. Üçüzlerimin üçü de birbirine benzer gözlerle, ama bu kez hayatlarında ilk defa bana şüpheyle bakıyorlardı. Yıllarca saçlarını tek tek ördüğüm, her birine diş teli taktırabilmek için fabrikada gece gündüz çift vardiya tükendiğim canım kızlarım... Şimdi beni en büyük yalanı söyleyen bir yabancı gibi görüyorlardı. Bu bakış sırtımdaki yükten ağırdı.

Sırrın Mührü Çözülüyor
Zarfı titreyen parmaklarımla aldım. Gerçekten de Zeynep’in o sağa yatık, zarif el yazısıydı. Üzerindeki pulun damgasına baktım: Sadece üç gün öncesinin tarihi basılmıştı. Ankara’dan postalanmıştı. Beynim dönüyor, mantığım iflas ediyordu. Zeynep’in öldüğü o fırtınalı geceyi, hastane koridorundaki soğuk sessizliği dün gibi hatırlıyordum. Teşhis etmeye gücüm yetmediği için ağabeyimin morga girdiği, her gün üzerine çiçekler bıraktığımız o kara toprağı nasıl unutabilirdim?

"Baba," dedi Derin, sesi fısıltı gibiydi. "Lütfen bir şey söyle. Annemiz yaşıyor mu? Bizi terk mi etti? Sen bize yalan mı söyledin?"

Kızlarımın gözlerindeki bu yıkımı görmek, o kazanın haberini aldığım günden daha ağır geldi. Sandalyeye yavaşça çöktüm. Gözyaşlarım benden bağımsız süzüldü.

"Yemin ederim," dedim, sesim hıçkırıklar arasında boğuluyordu. "Yemin ederim ki bildiğim tek gerçek, annenizin o kazada öldüğüydü. Ben size hiç yalan söylemedim. Polis raporları, mezar taşı... Her şey gerçekti. Ben de en az sizin kadar şaşkınım."

Merve yanıma yaklaştı, diz çöktü ve elimi tuttu. "O zaman bu mektubu aç baba. İçinde ne yazıyorsa, gerçeği sadece o söyleyebilir."

Zarfın mühürlü kısmını dikkatlice yırttım. İçinden sararmış ama özenle katlanmış iki sayfa kâğıt çıktı. Kâğıdın arasından küçük, kuruuş bir papatya düştü ve masanın üzerine serildi. Kızlar masanın etrafına kenetlendiler. Derin bir nefes aldım ve Zeynep’in on dört yıl öteden gelen sesini okumaya başladım gorsele ilerleyn devamı sonrki sayfda....

FOTO GALERİLER