Düğünümüzün Ortasında Saçlarımızı Kazıttık… Herkes Bunun Çılgınlık Olduğunu Sandı, Ama Mikrofonu Elime Alıp Gerçek Nedeni Açıkladığım Anda 200 Kişilik Salon Gözyaşlarına Boğuldu

Mikrofonu iki elimle sımsıkı tuttum. Kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu. Karşımda oturan iki yüzden fazla davetlinin bakışları üzerimdeydi. Kimisi şaşkın, kimisi endişeli, kimisi ise hâlâ bunun hazırlanmış bir gösteri olduğunu düşünüyordu.

Derin bir nefes aldım.

"Bugün burada saçlarımızı eğlence olsun diye kazıtmadık," dedim. "Bunu, hayatımızı değiştiren bir insan için yaptık."

Salondaki sessizlik daha da ağırlaştı.

Mert elimi tuttu ve başıyla devam etmem için bana cesaret verdi.

"Bundan altı ay önce, sekiz yaşındaki yeğenimiz Defne'ye lösemi teşhisi konuldu."

Bir anda salondan derin bir iç çekiş yükseldi. Defne'nin anne ve babası ön masada oturuyordu. İkisi de başlarını öne eğmişti.

"Hastanede geçirdiğimiz ilk geceyi hiç unutamıyorum," diye devam ettim. "Defne kemoterapiye başlayacağını öğrendiğinde bize tek bir soru sordu. 'Saçlarım dökülünce herkes bana hasta olduğumu anlayacak mı?'"

Sesim titremeye başlamıştı.

"O gün ona, saçlarının hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini söyledik. Ama çocuklar bazen söylediklerimizden çok yaptıklarımıza inanırlar."

Mert mikrofonu aldı.

"Defne birkaç hafta sonra bütün saçlarını kaybetti. Aynaya bakmak istemiyordu. Okuldaki arkadaşlarının onu farklı göreceğinden korkuyordu. Biz de ona yalnız olmadığını hissettirmek için bir söz verdik."

Ben yeniden konuşmaya başladım.

"Dedik ki, bir gün evlenirsek düğünümüzde saçlarımızı onun için kazıtacağız."

Salondan hafif hıçkırık sesleri yükselmeye başladı.

"Herkes düğünümüzde gelinliğimi, çiçekleri ya da dansımızı konuşacaktı. Biz ise insanların Defne'yi konuşmasını istedik."

Tam o sırada salonun kapısı yavaşça açıldı.

İçeri beyaz bir elbiseyle küçük Defne girdi.

Başında rengârenk bir bandana vardı. Bizi görünce önce durdu. Sonra bandanasını yavaşça çıkardı.

Kel başını hiç saklamıyordu.

Bize baktı, sonra gülümsedi.

"Artık ben de sizin gibiyim."

Bu sözlerle birlikte salondaki herkes ayağa kalktı. Alkış sesleri dakikalarca dinmedi.

Defne koşarak yanımıza geldi. Üçümüz birbirimize sarıldık.

İşte o an düğünün gerçek başladığı andı.

Fakat bizim hazırladığımız tek sürpriz bu değildi.

Mert salondaki ekrana işaret etti.

Perdeye Defne'nin tedavi sürecinden görüntüler yansımaya başladı. İlk teşhis günü... İlk kemoterapi... Hastane odasında doğum günü pastası... Ağladığı günler... Güldüğü anlar...

Videonun sonunda tek bir cümle yazıyordu:

"Hiçbir çocuk kanserle tek başına savaşmamalı."

Ardından Mert tekrar mikrofonu aldı.

"Düğünümüz için ayırdığımız bütçenin büyük bir kısmını Defne'nin tedavisine ve çocuk onkoloji servisindeki ihtiyaç sahibi ailelere bağışladık."

Salonda yeniden sessizlik oluştu.

"Bize hediye almak isteyen herkesten de tek bir ricamız vardı," diye devam etti. "Salon girişindeki kutuların içine oyuncak, kitap ya da bağış bırakmaları."

Misafirler şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.

Çünkü çoğu girişte duran kutuların sadece dekor olduğunu sanmıştı.

Birkaç saniye sonra ilk ayağa kalkan kişi Mert'in büyükbabası oldu.

Cebindeki zarfı çıkarıp kutuya bıraktı.

Arkasından Mert'in annesi kalktı.

Sonra benim babam.

Derken bütün salon sıraya girdi grsele ilerleyn devamı sonrki sayfda....

FOTO GALERİLER