Kızım, üçüz torunlarım doğar doğmaz onları terk etti… Tam 20 yıl sonra geri döndüğünde ise torunlarımın yaptığı tek bir hareket, hayatımızı “öncesi” ve “sonrası” diye ikiye ayırdı.
Üç torunum da aynı anda ayağa kalkınca odanın içindeki sessizlik daha da ağırlaştı. Elif'in yüzündeki rahat ifade ilk kez değişmişti. Rüya, elindeki bardağı masaya bıraktı ve derin bir nefes aldı.
"Anne," dedi sakin ama kararlı bir sesle, "bugün buraya seni affetmek için gelmedik."
Elif şaşkınlıkla kaşlarını çattı.
"Beni yanlış anlıyorsunuz. Geçmişte hatalar yaptım ama şimdi her şeyi telafi etmek istiyorum."
Merve başını iki yana salladı.
"Hayır. Sen geçmişi telafi etmek istemiyorsun. İnsanlara anlatacak güzel bir hikâye istiyorsun."
Ben sessizce onları izliyordum. Yirmi yıl boyunca bu konuşmanın nasıl olacağını yüzlerce kez hayal etmiştim. İçimde, torunlarımın annelerine sarılmasını isteyen küçük bir umut hep vardı. Ama onların gözlerindeki kararlılık bana bambaşka bir şey anlatıyordu.
Zeynep çantasından eski, yıpranmış bir dosya çıkardı.
"Bunu tanıyor musun?" diye sordu.
Elif dosyayı görünce yüzü soldu.
"Bu... nereden buldunuz?"
"Dedem hiçbir şeyi atmaz."
Dosyanın içinde doğum belgeleri, hastane kayıtları, yıllar önce çocuk esirgeme kurumunun hazırladığı evraklar ve Elif'in kendi el yazısıyla imzaladığı feragat dilekçesi vardı.
Rüya yavaşça konuştu.
"Biz yıllarca seni aramadık. Çünkü bizi istemediğini biliyorduk. Sonra sen bizi aramaya başladın."
Elif gözlerini kaçırdı.
"Sizi özledim."
"Hayır," dedi Merve. "Özlediğin biz değildik. Kurduğun hayat sarsılmaya başlayınca bizi hatırladın."
Bu sözler masaya taş gibi düştü.
Elif'in gözleri dolmuştu ama konuşamıyordu.
Zeynep devam etti.
"Geçen ay senin eski bir arkadaşın bize ulaştı. Bize her şeyi anlattı."
Ben şaşkınlıkla torunuma baktım.
"Neyi anlattı kızım?"
"Annem yıllardır yurt dışında yaşıyormuş. Zengin biriyle evlenmiş. O adam çocuk sahibi olamıyormuş. Yıllarca bizi hiç merak etmemiş."
Elif başını eğdi.
"Ama iki yıl önce eşi vefat etmiş."
Rüya sözünü tamamladı.
"Ve mirasın büyük bölümünü kaybetmiş."
Sessizlik yine çöktü.
"Doğru mu?" diye sordum.
Elif gözlerinden akan yaşları silemedi.
"Evet..."
"Sonra?"
"Sonra insanlar bana çocuklarımı sormaya başladı."
Merve acı acı gülümsedi.
"İşte gerçek bu."
Elif ellerini birleştirdi.
"Lütfen... İnsan hata yapabilir."
Ben ilk kez konuşmaya başladım.
"İnsan hata yapabilir Elif. Ama bazı hatalar yirmi yıl sürmez."
O başını kaldırıp bana baktı grsele ilerleyn devamı sonraki syfada....