Kız kardeşim ve eşi için taşıyıcı anne oldum… Ama bebeği görür görmez geri çekilip ağlayarak, ‘Bu bizim istediğimiz çocuk değil!’ dediler.

1. Bölüm

Doğumun üzerinden yalnızca birkaç dakika geçmişti ama bana saatler geçmiş gibi geliyordu. Kucağımda huzurla uyumaya çalışan minicik bebeğe bakarken, az önce duyduklarım kulaklarımda yankılanıyordu.

"Bu bizim istediğimiz çocuk değil."

Bu cümleyi kendi öz kardeşim söylemişti.

Elif'e tekrar baktım. Gözleri kıpkırmızıydı ama bebeğe tek bir kez bile sevgiyle bakmıyordu. Murat ise odanın köşesinde ellerini başına götürmüş, sanki büyük bir felaket yaşamış gibi nefes alıp veriyordu.

"Artık biri bana ne olduğunu anlatacak mı?" diye sesimi yükselttim.

Murat derin bir nefes aldı.

"Biz... Biz biraz dışarı çıkabilir miyiz?" dedi.

"Beni burada bu halde bırakıp mı?"

İkisi de cevap vermedi. Sessizce odadan çıktılar.

Kapı kapanır kapanmaz içimde tarifsiz bir korku oluştu.

Hemşire içeri girip bebeğin kontrollerini yapmak istediğinde ona sarılmayı bırakmak istemedim.

"Merak etmeyin," dedi hemşire gülümseyerek. "Bebeğiniz gayet sağlıklı."

"Bebeğim..." diye mırıldandım.

O kelimeyi istemsizce söylemiştim.

Dokuz ay boyunca onu taşımış, kalp atışlarını dinlemiş, tekmelerini hissetmiştim. Onu yalnızca doğuracak kişi olduğumu defalarca kendime hatırlatmıştım. Ama o an bunun sandığımdan çok daha zor olduğunu fark ettim.

Yarım saat sonra Elif ile Murat tekrar odaya girdiler.

İkisinin de yüzü bembeyazdı.

Murat kapıyı kapattıktan sonra alçak sesle konuştu.

"Marianne... Sana anlatmamız gereken bir şey var."

"Söyle."

Elif başını eğdi.

"Tüp bebek merkezindeki son görüşmede bize bazı seçeneklerden bahsedildi."

"Nasıl seçenekler?"

Murat zorlanarak devam etti.

"Bize bazı embriyoların genetik özelliklerinin farklı olduğu söylendi."

Ne demek istediğini anlayamamıştım.

Elif konuşmaya başladı.

"Doktorlar her şeyin yasal olduğunu söylediler. Sadece sağlıklı embriyolar arasında seçim yapabileceğimizi anlattılar."

"Ee?"

"Göz rengi... Saç rengi... Bazı fiziksel özellikler..."

Sanki biri göğsüme yumruk atmıştı.

"Yani siz..."

Murat gözlerini kaçırdı.

"Bize sarışın, renkli gözlü bir kız çocuğu olma ihtimalinin çok yüksek olduğu söylendi."

Kucağımdaki bebeğe baktım.

Simsiyah saçları vardı.

Minicik gözlerini açtığında koyu kahverengi gözleri bana bakıyordu.

Bir an için konuşamadım.

Sonunda öfkeyle ayağa kalktım.

"Siz dokuz ay boyunca taşıdığım bebeği bir katalog ürünü gibi mi gördünüz?"

Elif ağlamaya başladı.

"Öyle değil..."

"Tam olarak öyle!"

Sesim hastane odasında yankılandı.

"Bu çocuk sağlıklı doğdu. Kalbi atıyor. Nefes alıyor. Siz ise saçının rengine üzülüyorsunuz."

Murat sinirle bağırdı.

"Biz bunun için milyonlarca lira ödedik!"

O an odadaki herkes sustu.

Kapının önünden geçen hemşire bile içerideki sessizliği fark edip durdu.

İçimdeki bütün sevgi yerini hayal kırıklığına bırakmıştı.

Yıllardır tanıdığımı sandığım insanlar sanki yabancıya dönüşmüştü.

Elif hıçkırarak bana yaklaştı.

"Biz sadece... Hayal ettiğimiz gibi olmasını istemiştik."

"Hayaliniz bir çocuk muydu, yoksa sipariş verdiğiniz bir oyuncak mı?"

Cevap veremedi.

Tam o sırada kapı yeniden açıldı.

İçeri hastanenin sosyal hizmet uzmanı ile doğumu takip eden doktor girdi.

Doktorun yüzündeki ciddi ifade, konuşmanın henüz bitmediğini gösteriyordu.

"Bazı önemli konuları hemen konuşmamız gerekiyor." dedi.

Ben ise bebeği göğsüme daha sıkı bastırırken, hayatımı değiştirecek gerçeğin henüz ortaya çıkmadığını hissediyordum Bölüm 2 diger sayfada....

FOTO GALERİLER