Oğlum ve en yakın arkadaşımın oğlu aynı nadir doğum lekesiyle dünyaya geldi. İlk başta kocamın beni aldattığını sandım. Ama gerçek, hayal edebileceğim her şeyden çok daha korkunçtu.

Zarfı Murat’ın titreyen ellerinden aldığımda, parmak uçlarımdan yukarı doğru buz gibi bir dalganın yayıldığını hissettim. Üzerinde babamın o hiç değişmeyen, köşeli ve dik el yazısı duruyordu: "Zamanı geldiğinde, sadece gerçekler kurtarır."

Babam beş yıl önce, tam da Mert’in doğumundan birkaç ay sonra aniden kalp krizi geçirip vefat etmişti. Ölümüyle ardında büyük bir boşluk bırakmıştı ama şimdi anlıyordum ki, asıl bıraktığı şey koca bir mayın tarlasıydı.

Murat’ın gözlerindeki o çaresiz bakış, içimdeki ihanet korkusunu tamamen yok etti; yerini saf, ilkel bir dehşete bıraktı. "Aç," dedi fısıltıyla. "Ben de içindekileri tam olarak bilmiyorum. Baban bana sadece bu zarfın neyi temsil ettiğini söyledi ve eğer bir gün her şey açığa çıkarsa, yıkımı engellemek için sana vermemi tembihledi."

Zarfın sararmış kenarını yavaşça yırttım. İçinden iki eski belge ve babamın kendi kalemiyle yazdığı uzun bir mektup çıktı. İlk belge bir laboratuvar raporuydu; otuz yıl öncesine ait bir genetik araştırma dosyası. Diğer belge ise bir evlat edinme ve doğum kayıt tutanağıydı. Gözlerim kararırken babamın mektubunu okumaya başladım.

"Kızım, canım kızım..." diye başlıyordu mektup.

"Eğer bu satırları okuyorsan, korktuğum o gün gelmiş demektir. Doğanın kendi adaletini, bizim sakladığımız yalanların üzerine bir mühür gibi basacağını biliyordum. Mert’in kulağındaki o hilal şeklindeki lekeyi gördüğüm gün, kaderin bizimle oynadığı oyunu anladım. O leke, bizim ailemizin soyunda kuşaklar boyu aktarılan, son derece nadir bir genetik işarettir.

Sana hiç anlatamadım. Sen doğmadan yıllar önce, ben ve annen büyük bir trajedi yaşadık. İlk çocuğumuz, abin, doğumdan hemen sonra hastaneden kaçırıldı. Onu yıllarca aradık ama bulamadık. Annen bu acıya dayanamadı, yıllar sonra sen dünyaya geldiğinde ancak hayata tutunabildi. Ama ben aramayı hiç bırakmadım.

Bundan otuz yıl önce, izini buldum. Oğlum, bir aileye evlatlık verilmişti. Onu bulduğumda artık yetişkin bir adamdı, kendi hayatını kurmuştu. Onu o aileden koparmaya, düzenini bozmaya cesaret edemedim. Ama her anında arkasındaki gizli güç oldum. Eğitimini, işini, her şeyini uzaktan kolladım. O çocuk kimdi biliyor musun kızım?

Zeynep’in babası, yani senin en yakın arkadaşının babası Ahmet’ti. Zeynep senin arkadaşın değil, öz kuzenindi. Ben bu sırrı mezara götüreceğime söz vermiştim, ta ki o korkunç gerçeği öğrenene kadar."

Mektubun burasında nefesim kesildi. Kağıdı tutan ellerim öyle şiddetle titriyordu ki, Murat düşmemem için belimden kavradı. Gözyaşlarım babamın el yazısının üzerine damlarken okumaya devam ettim grsele ilerleyn devamı sonraki sayfda....

FOTO GALERİLER