İKİ KÜÇÜK KIZI OLAN DUL BİR ADAMLA EVLENDİM
İKİ KÜÇÜK KIZI OLAN DUL BİR ADAMLA EVLENDİM — BİR GÜN KIZLARDAN BİRİ ELİMDEN TUTUP, “ANNEMİN NEREDE YAŞADIĞINI GÖRMEK İSTER MİSİN?” DEDİ VE BENİ BODRUM KAPISINA GÖTÜRDÜ…
Cihan’la görüşmeye başladığımda bana en başından iki kızını tek başına büyüttüğünü söylemişti — Mina 4, İpek ise 6 yaşındaydı.
Eşi dört yıl önce geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti.
Zamanla kızlarını kendi çocuklarım gibi sevmeye başladım. İkisi de gerçekten çok tatlı ve sevgi dolu çocuklardı.
Cihan’la sık sık birlikte vakit geçiriyorduk ama ayrı evlerde yaşıyorduk.
Bir yılın sonunda evlenmeye karar verdik.
Nehir kenarında yalnızca ailelerimizin katıldığı küçük ve sade bir nikâh yaptık.
Evlendikten sonra ben de Cihan’ın evine taşındım.
Ev büyük, ferah ve güzeldi. Fakat bodruma açılan kapı sürekli kilitli tutuluyordu. Cihan benim yanımdayken o kapıyı bir kez bile açmamıştı.
Nedenini sorduğumda bodrumda eski eşyalar, kırık mobilyalar ve çocuklar için tehlikeli olabilecek bir sürü şey bulunduğunu söyledi. Kızların yanlışlıkla aşağı inip yaralanmaması için kapıyı kilitli tuttuğunu anlattı.
Söyledikleri mantıklı gelmişti. Ben de konuyu daha fazla kurcalamadım.
Ama zaman zaman Mina ile İpek’in o kilitli kapıya tuhaf tuhaf baktıklarını fark ediyordum.
Bir gün Cihan işe gitti. Kızlar biraz rahatsız olduğu için ben de izin alıp evde onlarla kalmaya karar verdim.
Ama o yaştaki çocukları yatakta tutmak kolay değildi. Ne kadar dinlenmelerini söylesem de kısa süre sonra evin içinde saklambaç oynamaya ve odadan odaya koşmaya başladılar.
Bir ara İpek yanıma geldi ve gözlerimin içine bakarak şöyle dedi:
“Annemle tanışmak ister misin? Sonra onu da çağırırız, bizimle saklambaç oynar.”
Olduğum yerde donup kaldım.
“Canım… Ne demek istiyorsun?”
İpek şaşırmış gibi yüzüme baktı ve gayet doğal bir sesle konuşmaya devam etti:
“Annem de bizimle saklambaç oynamayı çok severdi. İstersen sana annemin nerede yaşadığını gösterebilirim. Böylece sonunda onunla tanışırsın.”
Sonra küçük eliyle elimi tuttu ve beni koridorun sonundaki KİLİTLİ BODRUM KAPISINA götürdü.
Kapıyı açarsam annesinin nerede yaşadığını görebileceğimi söyledi.
Kalbim öylesine hızlı atmaya başlamıştı ki sesini duyabiliyordum.
Saçımda duran iki tel tokayı çıkardım ve kilidi açmayı denedim.
Birkaç saniye sonra kilitten küçük bir “klik” sesi geldi.
Kapı ağır ağır aralandı.
“Ve bodrumdan yükselen keskin, ağır koku yüzüme çarptığı anda nefesim kesildi.”
Bir an geri çekilmek istedim. Burnuma gelen koku rutubet, eski ahşap ve uzun süredir kapalı kalmış bir

Bir Yorum Yazın