OĞLUMUN YATAĞININ ALTINDA SAKLADIĞI BİR YIĞIN ÇATAL BULDUM — ONLARI ALMAYA ÇALIŞTIĞIMDA AĞLAMAYA BAŞLAYIP, “BABA BUNLARI SAKLAMAMI İSTEDİ,” DEDİ.
“Onları bulmaman gerekiyordu,” dedi.
Kalbim hızlanmaya başladı.
“Ne demek onları bulmamam gerekiyordu?”
Telefonun diğer ucunda birkaç saniye boyunca yalnızca Yalçın’ın nefesini duydum.
Sonra sesi değişti.
“Efehan’a kızma.”
“Ben oğlumuza kızmıyorum. Sana soruyorum. Beş yaşındaki çocuğumuza neden mutfaktan çatal çaldırıp yatağının altına saklatıyorsun?”
Yalçın cevap vermedi.
“Yalçın!”
“Çünkü kendini güvende hissetmesi gerekiyordu.”
Bu cevap beni daha da öfkelendirdi.
“Çatal saklayarak mı?”
“Beni dinlersen anlatacağım.”
Koridorda oğlumun odasına baktım. Kapısı kapalıydı.
“Anlat.”
Yalçın derin bir nefes aldı.
“Yaklaşık bir ay önce Efehan gece uyandı. Ben salondaydım. Sen uyuyordun. Yanıma geldi ve odasının penceresinin önünde bir adam gördüğünü söyledi.”
Bir an sustum.
“Ne?”
“Bahçede birinin olduğunu söyledi. Perdeyi aralayıp baktım ama kimseyi göremedim.”
“Bunu bana neden söylemedin?”
“Çünkü seni korkutmak istemedim.”
Sinirle güldüm.
“Bunun yerine beş yaşındaki oğlumuzu korkuttun.”
“Öyle olmadı.”
Yalçın’ın anlattığına göre birkaç gece sonra Efehan yine uyanmıştı. Bu kez pencereye birinin vurduğunu söylemişti.
Yalçın dışarı çıkmış, bahçeyi dolaşmış ama yine kimseyi bulamamıştı.
Ertesi gece oğlum yatağına girmek istememiş.
“Bana, ‘Adam geri gelirse ne yapacağız?’ diye sordu,” dedi Yalçın.
“Sen de ona çatal mı verdin?”
“İlk başta sadece bir tane.”
Başım dönmeye başladı.
“Ne için?”
“Yatağının yanında dursun diye. Kendini savunması için değil. Ona öyle bir şey söylemedim. Sadece korktuğunda elinde tutabileceği bir şey olsun istedim.”
“Beş yaşındaki çocuğa sivri metal bir eşya verdin!”
“Biliyorum.”
Sesindeki pişmanlık
Bir Yorum Yazın