Dul bir kadının servetini almak için onunla evlenmiştim
BÖLÜM 2
"Zeynep Hanım, makinenin içindekini gördüğünüzde neden size bunu bıraktığını anlayacağınızı söyledi."
Avukatın sözleri odanın içinde yankılanırken, gözlerimi eski dikiş makinesinden ayıramıyordum. Yıllardır bir köşede duran sıradan bir eşya gibi görünüyordu ama şimdi bana sanki geçmişten gelen bir mesaj taşıyor gibiydi.
Parmaklarımı siyah metal gövdesinin üzerinde gezdirdim. Çiziklerin arasında yılların hikâyesi saklıydı. Bu makineye kim bilir kaç kez dokunmuştu Zeynep Hanım? Kaç gece burada oturup düşünmüştü?
Avukat yavaşça başını salladı.
"Onu açabilirsiniz."
Makinenin ahşap tabanını dikkatlice kaldırdım. İlk başta hiçbir şey göremedim. Sonra köşede küçük bir metal kutu fark ettim. Gizli bir bölmeydi.
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
Kutuyu çıkardığımda içinde birkaç eski fotoğraf, sararmış belgeler ve küçük bir anahtar vardı.
Ama en üstte duran şey beni daha çok şaşırttı.
Benim fotoğrafımdı.
Dört yıl önce, Zeynep Hanım’ın evinin önünde çekilmişti. Üzerimde eski montum vardı. Arabamın yanında duruyordum. O gün kendimi hayatta kaybetmiş biri gibi hissediyordum.
Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:
"İnsanların gördüğü adam bu değil."
Boğazım düğümlendi.
Avukat sessizce beni izliyordu.
"Bu ne anlama geliyor?" diye sordum.
Avukat derin bir nefes aldı.
"Zeynep Hanım sizinle tanışmadan önce sizi araştırdı."
Şaşkınlıkla ona baktım.
"Ne?"
"Evet. Sizin neden o halde olduğunuzu biliyordu."
Kutunun içindeki belgeleri açtım. İlk belge eski bir gazete kupürüydü.
Başlık dikkatimi çekti:
"Genç adam ailesini kurtarmak için kendi geleceğinden vazgeçti."
Gözlerim satırlarda ilerledi.
Yıllar önce babam ağır bir hastalık geçirmişti. Ailem borç içindeydi. Üniversite hayallerimi bırakıp çalışmaya başlamıştım. Sonra işler daha da kötü gitmiş, evimizi kaybetmiş ve sonunda sokakta kalmıştım.
Ama bunları kimse bilmiyordu.
Çünkü kimse sormamıştı.
Zeynep Hanım sormuştu.
O gün çamaşırhanenin önünde bana sadece yardım etmemişti. Beni görmüştü.
Avukat mektubu bana uzattı.
"Artık okuyabilirsiniz."
Titreyen ellerimle zarfı açtım.
Sevgili oğlum,
Evet, sana oğlum diye hitap ediyorum. Çünkü son dört yılda bana sadece bakan biri olmadın. Bana yeniden aile olmanın ne demek olduğunu hatırlattın.
İlk tanıştığımız gün bana yardım ettiğinde cebinde neredeyse hiç paran olmadığını biliyordum. Ama yine de kendi yükünden daha ağır olan benim yükümü taşıdın.
Seninle evlenme teklif ettiğimde neden kabul ettiğini de biliyordum.
Paraya ihtiyacın vardı.
Belki başlangıçta beni sevmediğini düşündün.
Ama zaman içinde insanın gerçek niyetini para değil, küçük davranışları gösterir.
Beni doktora götürdüğün günleri hatırlıyorum. Gece yarısı bozulan lambayı tamir ettiğin anları hatırlıyorum. Bana kötü kahve yapıp yine de gülümsememi sağladığın sabahları hatırlıyorum.
Sen benim paramı isteyen biri değildin.
Sen sadece hayatta kalmaya çalışan kırılmış bir adamdın.
Ve ben sana ikinci bir şans vermek istedim.
Mektubu okurken gözlerim dolmuştu.
Ama devamında yazanlar beni tamamen sarstı.
Sana bıraktığım şey sadece para değil.
Sana kendini yeniden bulabileceğin bir fırsat bırakıyorum.
Çünkü yıllar önce kaybettiğin şeyi hatırlaman gerekiyor.
Kendine olan inancını.
Altındaki belgelerle birlikte sana eski aile evimin tapusunu ve küçük bir atölyenin anahtarını bırakıyorum Devamı.....